Yavuz Samur


yavuzsamur

Kısaca sizi tanıyabilir miyiz? 

Adım Yavuz Samur, Bahçeşehir Üniversitesi Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Eğitimi bölümündeyim. Yaklaşık dört beş yıl oluyor.  Yüksek lisansımı Muğla Üniversitesi Eğitim Programları ve Öğretim’ de tamamladım. Lisansım Muğla Üniversitesi İngilizce öğretmenliği bölümü. Doktoram Virginia Polytechnic Institute and State Üniversitesi’nde Eğitim Programları ve Öğretim diyebiliriz ama biraz daha işin teknoloji boyutunda, BÖTE’ ye yakın olan boyutunda. Instructional Design and Technology bölümünde doktoramı tamamladım. Daha sonra ülkeme geri geldim ve Bahçeşehir Üniversitesi’nde çalışmaya başladım. Bir de ortağı bulunduğum “Ugur Games” adında bir şirketim var. Orada da çocuklar için eğitsel oyunlar yapıyoruz, tasarlıyoruz, geliştiriyoruz, çocuklara uyguluyoruz, sonuçlarına bakıp değerlendirip daha sonra akademik çalışmalar yapmaya çalışıyoruz.

Eğitiminiz ve kariyer hayatınız ile ilgili bilgi verir misiniz? 

Yüksek lisansta tezimi yine teknoloji alanında yaptım.  Doktorada ise tamamen dijital oyunlara, eğitsel oyunlara yöneldim ve oyun tasarlayarak o oyunun etkililiğini ölçmeye yönelik bir uygulama yaptım. Doktorayı bitirdiğimden beri de hep dijital oyunlar, eğitsel oyunlar, video oyunları, oyunlaştırma, oyun elementleri, oyun tasarımı ve eğitimin teknolojik kullanımı ile ilgili çalışmalar yapıyorum. Özellikle de öğretmen eğitimlerini çok seviyorum. Veli eğitimlerini de çok seviyorum. Velilere genelde teknoloji ile ilgili bağımlılık ile ilgili eğitimler veriyorum. Hepsini çok hoşuma giderek yapıyorum. Aynı zamanda çocuklar ile de beraber oluyorum. Onlara da sürekli eğitimler veriyorum ya da kariyer günlerine katılıyorum.

Akademik hayatınıza nasıl başladınız? 

Ben lisanstan beri hep akademisyen olmak istiyordum. Lisansımda beni çok motive eden bir hocam vardı, Doç. Dr. Bilal Duman, sağ olsun, çok motive etti ve ben de zaten yüksek lisans ve doktora yapmayı çok istiyordum. Lisansta çok makaleler okuduğumu, kitap çalışmalarında bulunduğumu hatırlıyorum. O zamandan beri hep akademisyen olmak istiyordum. Dolayısıyla hemen yüksek lisansa başladım. O esnada bir sürü üniversiteye yüksek lisans için başvuru yapmıştım. Hatta 9 Eylül Üniversitesi Eğitim Programları ve Öğretimi bölümünden kabul almıştım ama kendi üniversitem olduğu için Muğla Üniversitesi’ ni tercih ettim. Daha sonra da yüksek lisansımı bitirmeden doktora için başvurularda bulundum. Çünkü amacım doktora yapmaktı ama bunu Amerika’da yapmayı çok istiyordum. Oradan da kabul alınca Amerika’ya gittim.

Kariyerinize baktığınızda hangi adımların sizin için önemli olduğunu düşünüyorsunuz? 

Öncelikle şunu söyleyebilirim, erken davranmak ve yapmak istediklerim konusunda net olmak; bu ikisi benim için çok önemliydi. Çok nettim nerede olmak istediğim belliydi. Öğretmen olmayı çok istedim. Üniversite sınavına girerken öğretmen olacağım diye sınava hazırlandım. İngilizce öğretmeni oldum. İngilizce öğretmenliği yaparken “Ben yüksek lisans ve doktora yapacağım” dedim. Akademisyen olacağım dedim ve yine nettim. Bu yönde çalışmalarımı yaptım. Dolayısıyla, net olmanın verdiği bir avantaj vardı, kendimi o yönde motive ettim. Bu konuda da ne gerekiyorsa yapmaya çalıştım. O yüzden biraz aceleci davrandığım doğrudur. Lisans bitince hemen yüksek lisans sonra hemen doktora, doktorayı da çabuk bitirdim. Üç senede bitirdim. Çünkü Türkiye’ye dönüp akademisyen olmak istiyordum ve bunun için her şeyi yaptım. Döndüm şu anda çok sevdiğim bir işi yapıyorum. Her gün koşa koşa geldiğim bir işi yapıyorum o anlamda çok mutluyum.

Üniversite yıllarınızda bir yerde çalıştınız mı, o yıllarınızı nasıl değerlendirdiniz?

Çok güzel bir dört sene geçirdim üniversitede. Yani kimsenin geçiremeyeceği kadar güzeldi diyebilirim. Bu anlamda Muğla Üniversitesi’nin bana çok katkıları oldu. Küçük bir üniversiteydi ama imkânları çoktu.  Ya da biz kendimize imkân oluşturmaya çalıştık. Çok fazla gençlik çalışmaları, gönüllülük çalışmalarında bulundum. Sosyal sorumluluk çalışmalarında yer aldım. Bunun bana katkısı çok oldu. Birçok eğitime ve seminere katıldım. Kendim eğitimler verdim. Arkadaşlarımla birlikte eğitimlerimiz oldu. Özellikle gönüllülük çalışmalarında çok yer aldım, gençlik çalışmalarında da aynı şekilde. Bunların  kişisel ve sosyal gelişim açısından çok fazla katkısı oldu. Akademik anlamda da yine lisans eğitimim sırasında Erasmus Student Exchange yaptım. Bir dönem Hollanda’da yine İngilizce öğretmenliği bölümünde okudum. Onun da çok büyük etkisi oldu. Ondan sonra da Ulusal Ajansın gençlik projelerinde yer aldım. Lisans hayatım boyunca çok kez  yurt dışına gittim. Ve hiçbirinde cebimden çok fazla para harcamadım. Ailem hep destek oldu ama genelde devlet destekli ya da bakanlık destekli projelerde yer aldım. Dolayısıyla imkân çok vardı, bende o imkânları değerlendirdim.

yavuz samur ile ilgili görsel sonucu

Üniversiteli gençlere üniversite hayatında ne yapmalarını önerirsiniz? 

Beş tane öneri sunuyorum genelde. Geçtiğimiz dönem başında bizde yeni başlayan öğrencilere de aynı 5 şeyi söyledim. Bunlardan birincisi, kesinlikle yurt dışında bir dönem ya da mümkünse iki dönem geçirsinler. Bunun için BÖTE öğrencisi veya başka öğrenci olmak fark etmiyor. Ama BÖTE öğrencisi kesinlikle en az bir dönem yada iki dönem yurt dışında geçirmeli. İkincisi, mutlaka staj yapmalılar. Hatta 2-3 tane staj yapmalılar. Üçüncüsü, not ortalamalarını üçün üstünde tutmalılar. Onun altına düşmemeli düştüğünde onu toparlamak için uğraşmalı çünkü not ortalaması şu anda olmasa bile ilerleyen zamanlarda çok önemli bir hale gelmeye başlıyor. Yani en az iki buçuk olmalı ama üçü zorlamalılar. Onun için ne gerekiyorsa yapmalı. Çok çalışmalı gerekirse. Dördüncüsü, mutlaka sosyal sorumluluk projesinde yer almalı. Gönüllük çalışmalarında yer almalı. Hem sosyal anlamda hem de bireysel anlamda kişiliğini geliştirmek için bu tarz etkinlikler içerisinde mutlaka yer almalı. Ve beşincisi, de iyi bir yabancı dile sahip olmalı. Bunun için çok uğraşmalı, çabalamalılar. Çünkü yabancı dil artık standart bir hale geldi. İleride çalışacağı işlerin uluslararası olma ihtimali çok yüksek olabilir. Eğer bir şirkette çalışacaksa ki öyle olmasını tavsiye ediyorum BÖTE öğrencilerine. Dolayısıyla yabancı dilleri kesinlikle olmalı.

Çalıştığınız bölüm olan BÖTE hakkında bilgi verir misiniz?

Diğer BÖTElerden farklı olarak, Bahçeşehir BÖTE’de çok farklı işler yapıyoruz. O yüzden Bahçeşehir BÖTE ayrı bir vaka diyebiliriz. Çünkü bizim laboratuvarımız çok. Laboratuvardan kastım okullarımız yani Bahçeşehir Kolejleri, Uğur Okulları bizim laboratuvarlarımız. Dolayısıyla biz akademik çalışmalarımız olsun müfredat geliştirme çalışmalarımız olsun bunları daha rahat bir şekilde yapabiliyoruz. Eğitime daha çok katkımız oluyor, orası net. Biz eğitime katkımızı en büyük şu şekilde gösterebiliyoruz. Yaklaşık iki üç senedir yaptığımız bir müfredat geliştirme çalışması var. Kodlama, robotik, oyun tasarımı, animasyon tasarımı, 3B modelleme gibi projelerin hepsini modüler hale getirip bir müfredat çalışması yaptık. Okul öncesinden ortaokulun sonuna kadar. Şimdi Uğur Okullarıyla beraber K-12 diyebileceğimiz seviyede müfredat çalışmaları yapıyoruz. Yani biz kodlama, robotik ortada hiç yokkenden beri bunu yapıyoruz. Biz kodlama daha konuşulmadan önce çocuklara okul öncesinde kodlama aktiviteleri yaptırıyorduk. Algoritmik düşünme aktiviteleri yaptırıyorduk. Dolayısıyla o anlamda Bahçeşehir BÖTE olarak vizyoner olduğumuzu düşünüyorum. BÖTE alanının çok önemli olduğuna inanıyorum. Avrupa’da Amerika’da olmayan ve olması gereken bir bölüm. Genelde biz Avrupa’ya Amerika’ya bakarız onlarda var mı yok mu diye, onlarda yoksa bizde de olmasın ya da onlarda varsa bizde de olsun diye düşünülür. Ben BÖTE’nin Türkiye’de ayrı bir konumda olduğunu düşünüyorum. O anlamda çok değerli adımlar atıldığını düşünüyorum ve geleceğinin çok açık olması gereken bir bölüm olduğunu düşünüyorum. Her ne kadar şu anda önü kapatılma olayları gündemde olsa da. Ama algoritmik düşünme diyoruz, kodlama becerileri diyoruz çocuklar oyun tasarlasınlar falan diyoruz hani biz de çağa ayak uydurmalıyız diyoruz, bunu okullarda en etkili yapabilecek öğretmenin BÖTE öğretmeni olduğunu düşünüyorum. Hangi üniversite olursa olsun Türkiye’nin neresinde olursa olsun BÖTE bölümlerinin çok verimli işler yapabileceğini düşünüyorum, özellikle teknoloji açısından değil, öğretim tasarımı ve üretim teorileri geliştirme açısından.

Sizi BÖTE’ye yönlendiren sebepler nelerdir?

Teknoloji ve özellikle de oyunlar beni daha çok BÖTE’ye yönlendirdi. Neslin bu şekilde teknolojiyi çok seviyor olması, benim teknolojiyi seviyor olmam. “Teknolojiyi eğitimde daha etkili nasıl kullanırız?” diye düşünerek hep yola çıktım ve bütün çalışmalarımda hep teknolojiyi kullandım, hatta bunu doktora eğitimime kadar yaptım diyebilirim. Doktorada da dijital eğitsel oyunlar ile beraber bunu tamamladım.

Devlet’te bilgisayar öğretmeni olmak hakkında ne düşünüyorsunuz?

Atamalar hep azdı. Bu konuda şikâyet etmek çok  işe yaramıyor. Tabii ki daha çok atama olsun istiyoruz. Daha çok BÖTE öğretmeni iş bulsun çalışsın istiyoruz. Ama şu anda devlette çalışanların bile çok büyük eksikleri var. En basitinden bilgisayar laboratuvarı olmayan öğretmenlerimiz var. Onlar da kendi çaplarında bir şeyler yapmaya çalışıyor. Ama BÖTE öğretmeni sadece kendini geliştirir değil, diğer öğretmenleri de geliştirir. Dolayısıyla o anlamda BÖTE öğretmenlerine çok önem veriyorum. Yani BÖTE öğretmeni aynı zamanda diğer öğretmenler için bir rehberdir. Onların gelişimine de öncü olur, olmalıdır.

yavuz samur ile ilgili görsel sonucu

BÖTE öğrencileri başka hangi mesleklere yönelebilir?

BÖTE öğrencileri web tasarımından tutun grafik tasarım, animasyon, online eğitim yani uzaktan eğitim, yazılım gibi alanlarda çalışabilirler. Birçok alan var çalışabilecekleri ve bu alanların herhangi birini seçerek kendilerine B planı oluşturabilirler. Hep şu gözle bakıyorum, en kötü ihtimalle öğretmen olurum deniyor ama asıl inşallah en iyi öğretmen ben olurum gözüyle bakıp B planı olarak da bu saydığım alanlardan birinde kendini daha fazla geliştirerek öğretmen olamazsam bu işte çalışırım gözüyle bakılmıyor, ama kesinlikle bu gözle bakılması gerektiğini düşünüyorum. Biz öğretmen yetiştiriyoruz en nihayetinde, bu çok önemli bir nokta. Biz öğretmen olsunlar diye öğrencileri yetiştirmeye çalışıyoruz. Ama tabii ki bu süreçte yaptıkları stajlarda ilgilendikleri alanlarda uzmanlaşıp o alanda da devam edebilirler. Bizdeki öğrencilerin çoğu mesela yüz öğrenci alıyorsak bunların yetmiş beşi başka yerlerde farklı şirketlerde çalışıyordur. Geriye kalan yirmi beşi öğretmenlik yapıyordur. Çok fazla piyasaya, şirketlere BÖTE mezunu gönderiyoruz ve şirketlerin algıları da değişti bu yönde, onlar da sağ olsunlar özellikle BÖTE mezunu öğrenci istiyorlar. Uzaktan eğitimi olan şirketler, BÖTE mezunu diye özellikle belirtiyorlar ve o şekilde öğrenci istiyorlar ve bu da bizi çok memnun ediyor. Çünkü öğretim tasarımı ve uzaktan eğitim gibi dersleri var öğrencilerimizin. Bu dersleri verimli tamamladıkları müddetçe kaliteli işler ortaya çıkartabiliyorlar. Örneğin, öğretim tasarımı dersini biz öğrencilerle birlikte direkt şirketlerle çalışırız. Diğer üniversitelerin yaptığından farklı olarak, çocuklar gerçek bir öğretim tasarımı yapar  X şirketine giderler ve oradaki öğrenme problemini gidermeye yönelik çalışmalar yaparlar. Öğretim tasarımı geliştirirler. Ve o şirkette, o hedef kitleye, o öğretimi uygularlar, sonuçlarını analiz ederler. Raporlarını yazarak bir dönem boyunca gerçek bir projeyi, gerçek bir şirketle, gerçek kişilere, gerçek sonuçlarla her şeyini hazırlayıp o şekilde teslim ederler ve o şekilde dersi geçebilirler.  Onu yapmadan da mezun etmeyiz. Bitirme projelerimiz de genelde bir müfredat geliştirme çalışması olur.

FATİH projesinin bölümümüze ne gibi bir katkısı olduğunu düşünüyorsunuz?

FATİH projesi bizim projemiz, ben hep öyle diyorum. FATİH projesi, BÖTE projesidir başka bir bölümün olmaz, olamaz bence. Bütün BÖTEler ve akademisyenler bunu desteklemelidir. Ve eleştirirken bir yandan geliştirmeye yönelik destekte de bulunmalıdır. Bu noktada da geçenlerde İstanbul Üniversitesi’nde bir çalıştay vardı. BÖTE bölümlerinin durumu, FATİH projesi tartışıldı. Orada da aynısını söyledim. FATİH projesi bir BÖTE projesidir. Bütün BÖTE akademisyenlerinin buna destek olması gerekir ancak FATİH projesinin koordinatörlerinin de BÖTE bölümleriyle çalışıyor ve iş birliği yapıyor olması gerekir. Biz teknoloji eğitimde kullanılsın diye varız. Şu anda FATİH projesi akademisyenler tarafından öğrencilerin yada öğretmenlerin algılarını ölçmekten öteye gidemiyor maalesef. Ne düşünüyorlar diye öğrencilerin algılarına bakılıyor, öğretmenlerin algılarına bakılıyor. Bundan öteye gidilemiyor maalesef. Biz bunu daha ileri aşamaya götürmeliyiz. Ve alanda çok değerli profesörlerimiz var. Bu profesörlerimizle artık bir çalıştay mı oluşturulur bir grup mu oluşturulur FATİH projesini şu dakikadan sonra bir an önce daha iyi nerelere getirebiliriz, ne yapabiliriz diye oturup konuşulup bir çalışma yapılması lazım ve ondan sonra görev dağılımı yapılıp daha iyi çalışmalar yapılmalı diye düşünüyorum. Ayrıca her okula da mesela üniversitelerin bazı okullara sahip olması ve o okullara FATİH projesi kapsamında destek veriyor olması gerekir diye düşünüyorum. Üniversite öğrencilerinin de BÖTE öğrencilerinin de yani lisans öğrencilerinin de FATİH projesinde olması gerek diye düşünüyorum.

Üniversitede BÖTE bölümünde verilen müfredatta değiştirmek istediğiniz bir şey olsa bu ne olurdu?

En basitinden bizim yaptığımız kodlama, robotik gibi dersler eklenebilir. Çünkü oraya giden bir süreçteyiz. Hani bu dersleri belki bazı üniversitelerimiz veriyorlardır ama artık standartlaşıyor olması gerekir. Teknoloji çok hızlı gelişiyor bizim de eğitim programlarımızı müfredatımızı ona göre hızlı bir şekilde değiştiriyor olmamız lazım. Çünkü öğrencilerin istekleri, ilgileri geleceğe baktığınızda az çok şu anda tahmin edilebiliyor. Geleceğe yönlendiren bir müfredat oluşturulması gerektiğini düşünüyorum. Dolayısıyla, BÖTE öğrencilerimizi çok fazla kodlama ne bileyim mesela en büyük sıkıntınız C++ dersinizdir ya da matematik dersidir hani o çok zor olan ileri düzeyde matematik dersi. Öğrencilerimiz bu derslerde gerçekten çok zorlanıyorlar ve birçoğu mezun olduktan sonra bu dersleri kullanmıyor. Bu dersler yine temel seviyede verilebilir. Ama BÖTE öğrencisinin bu kadar zorlanmaması gerektiğini düşünüyorum. Bu konuda öğrencinin tarafındayım. Mezun olduklarında daha çok kullanabilecekleri kodlama öğretimi, araçları ve öğretim tasarımı ve modellerinin öğretilmesi gerektiği taraftarıyım.

yavuz samur ile ilgili görsel sonucu

Bizim müfredatımız aslında BT dersi 1-8 müfredatından daha fazlasına hitap ediyor. Bu da bizim programlama, ölçme değerlendirme uzmanlığı, proje yönetimi, ağ yönetimi, web tasarımı veya grafik gibi başka alanlarda çalışabilmemize olanak sağlıyor. Sizce bu kadar çok alan olması gelecekle ilgili düşüncelerimizi netleştirmekte zorlanmamıza mı neden oluyor yoksa bu bir avantaj mıdır?

Bu bir avantajdır bence. Çünkü hepsini ileri seviyede öğretmiyoruz ya da göstermiyoruz. Hepsinden biraz gösteriyoruz ki her alanda bilginiz olsun. Her ne kadar BÖTE öğrencileri öğretim tasarımcısı olarak rol alsalar da öğretim tasarımcısı konu alanı uzmanlarıyla beraber çalışsa da konuya biraz hâkim olmalı ki yorum yapabilsin olur mu olmaz mı karar verebilsin. Ya da sonu düşünebiliyor olsun. Dolayısıyla onların da biraz verilmesi taraftarıyım ben. Ama çok ileri düzeyde olmamalı. Kişi kendini geliştirmek istiyorsa o alanda o konuda da biz destek veririz zaten, hem akademisyenler olarak hem de onların danışmanları olarak.

 Lisans döneminde yaptığınız çalışmaları belirli bir düzende sakladınız mı? Öğrencilere bunu önerir misiniz? 

Lisans dönemindeki çalışmaları öğrenciler kesinlikle saklasınlar. Şu anda saklamama gibi bir durum söz konusu değil. Zaten her şey internette olduğu için saklanıyor. Mutlaka kişisel bir web sayfaları olsun. En kötü ihtimalle bir blog siteleri olsun orada paylaşsınlar. Yaptıkları işleri göstermek anlamında bizim öğrencilerimiz zaten müfredat geliştirdiği için sonucunda genelde ortaya bir ürün çıktığı için saklamamak gibi bir durum söz konusu olmuyor. Ama sizler de yine aynı şekilde lisans sürecince yaptığınız çalışmaları bir yerde biriktirmelisiniz, bu faydalı olacaktır. İleride iş başvurularında özellikle bu portfolyo işinize yarayacaktır. Şirketlerde ne yaptın dediklerinde şunu şunu yaptım deyip gösterebilecekleri bir portfolyo olmalı.

Bahçeşehir Üniversitesi’nin avantajları nelerdir? 

Bizim üniversitenin özellikle BÖTE bölümünün avantajı dediğim gibi okulların var olması, onlara çok büyük avantaj. Şu an okullarda bizim robotik setlerimiz, laboratuvarlarımız var, dolayısıyla orada çok rahat çalışma imkânları buluyorlar. İlk deneyimlerini sonuna kadar yaşayabiliyorlar. Zaten bizim okullarımızda Bahçeşehir Okulları olsun Uğur Okulları olsun mezun olduğunuzda gelin çalışını rahatlıkla söyleyebiliyor. O avantajımız var. Çocuklar o anlamda kendilerini rahat hissediyorlar ama tabii ki biz onlara şunu söylüyoruz, daha fazlasını isteyin daha iyi şirketlerde çalışın ki şu anda bizim mezunlarımızın çoğu da Microsoft, Intel, telekomünikasyon firmaları, büyük bankalar gibi farklı yerlerde büyük şirketlerde çalışıyorlar. Biz de onlarla gurur duyuyoruz. Ve çalıştıkları yerlere de daha çok Bahçeşehir mezunu öğrencileri alıyorlar bu da bizi çok mutlu ediyor. O anlamda büyük bir avantajımız var. Öte yandan da Bahçeşehir BÖTE’de biz her bir öğrencimizi biliriz, tanırız, takip ederiz. Her öğrencimizi de işe yerleştirmeye çalışırız. Şu anda ben hala mezun olan öğrencimin hangi işte çalışıp çalışmadığını bilirim. Hangi öğrencimin iş aradığını bilirim. Yani biz öğrencilerimiz mezun olduktan sonra da onları takip ediyoruz. Takip etmeme gibi bir durum söz konusu değil. Takip etmek bizim yükümlülüğümüz diye düşünüyorum. Biz onları yönlendiriyoruz da. Buna ek olarak da süreçte mümkün olduğunca proje odaklı görevler, ödevler veriyoruz. Proje ödevleri yapıyorlar bizim en çok sevdiğimiz ve istediğimiz şey bu. Vize ve finalden ziyade proje üzerine çalışmak o proje ile gerçek bir proje yapıp bunun uygulamalarını bunun sonuçlarını görmek istiyoruz. Bütün hocalarımızda bu yönde çalışıyorlar. Dolayısıyla bu da bir avantaj oluyor onlar için.

whatsapp-image-2017-02-15-at-23-26-25

Kendimizi yetiştirirken daha çok ihtiyacı saptayıp bu alanda ihtiyaç var kendimi bu alanda geliştirmeliyim mi demeliyiz yoksa bazı yeteneklerimize ya da ilgi alanlarımıza mı yönelmeliyiz? 

Ben tez öğrencilerimde dahil olmak üzere bütün öğrencilerime hep şunu söylüyorum. Ne sizin ilginizi çekiyorsa, ne alanda gerçekten çalışmak istiyorsanız, sabah işe giderken ne işi yapmak istiyorsanız o alana yönelin, bu çok önemli. Konuşmanın başında da söyledim ben işe koşarak geliyorum dedim. Bunu sağlayacak işi seçmeliler, ona yönelmeliler. Öğretmenlikse bu çocuklara koşmak istiyorsa sabah kalktığında onu yapsın. Sabah kalktığında ben grafik tasarlamak istiyorum aklıma çok güzel bir fikir geldi diye koşa koşa işe gitmek istiyorsa onu yapsın. Ve ben şu yazılımı geliştirmek istiyorum diyorsa sabah kalktığında koşa koşa o işe gidecekse yazılım işinde çalışsın. Dolayısıyla, kendileri ne istiyorsa paradan ziyade öncelikleri o olmalıdır. Çünkü mutlu edecek şeylerden biri de o. Para elbette mutlu edecektir ama şöyle bir şey var mesela öğretmen olan öğrencilerimiz de var ama öğretmenlik yapmak istemiyorlar. Öğretmenlik yapmak istemeyen öğretmenden daha kötü ve zararlı başka bir şey olamaz diye düşünüyorum.

“BÖTE bölümü öğrencileri çocuklar için eğitsel oyunları kesinlikle tasarlasınlar. Hatta çocuklara oyun tasarlatsınlar.”

yavuzhoca

Oyun tasarımı bölümünde neler yapıyorsunuz?

Aslında şu anda ben resmi olarak İletişim Fakültesi Dijital Oyun Tasarımı bölümündeyim. Ama elbette BÖTE bölümünde çalışmalarımı sürdürüyorum. Çalışmalarım hep oyun, eğitsel oyunlar ve oyun tasarımı yönünde. BÖTE bölümü öğrencileri oyun tasarlamalılar. Hatta BÖTE bölümü öğrencileri çocuklar için eğitsel oyunları kesinlikle tasarlasınlar. Hatta çocuklara oyun tasarlatsınlar. Daha çok isteğim bu. Derslerine girdikleri çocuklara bunu yaptırsınlar. Onlar çok oyun oynuyorlar zaten. Ama bu oyun oynama motivasyonlarını da oyun tasarlama motivasyonuna biraz yönlendirsinler. Dolayısıyla çocuklarımız oyun tasarlasın. Bu anlamda da yazdığım bir kitap da var, Dijital Oyun Tasarımı diye bir kitap, Pusula Yayıncılık’tan çıktı. Bu kitap BÖTE bölümü öğrencilerine ve öğretmenlerine yazıldı. Aslında çocukların da kullanabilecekleri bir kitap oldu. Dolayısıyla oyun tasarlasınlar, çocuklar. BÖTE bölümü öğrencilerimiz de güzel eğitsel oyun tasarımları yapıp storelarda bunları satabilirler, kullanabilirler. Amaç burada eğitim olduğu için eğitimi geliştirmek kalitesini arttırmak olduğu için bu alana yönelebilirler. İsterlerse ben de seve seve yardım ederim.  Buradan da o mesajı vermiş olayım.

Dijital oyun tasarımı bölümünde daha çok neler yapıyorsunuz? 

Bölümde daha çok eğitsel kapsamlı değil genel anlamda oyun tasarımı yapmaya yönelik bir bölüm. Oyun senaryosu hazırlamaktan tutun oyun tasarımı modellerine varana kadar birçok ders var. Oyun Prodüksiyonu, Oyun Sanatı, Oyun Tasarımı Temelleri gibi dersler var. Dört sene boyunca alanında deneyimli hocalarımızın katıldığı dersler bunlar. Dolayısıyla tercih etmek isteyen olursa ben BÖTE öğrencilerine lisanstan sonra yüksek lisans olarak tavsiye edebilirim. Çünkü o eğitimi alıp dijital eğitsel oyunlar tasarlama noktasında kendilerini geliştirebilirler. Lisansa direkt giriş yapacaklarsa yani hayatları boyunca oyun üzerine çalışacaklarsa da dijital oyun tasarımı iyi bir bölüm.

Hem dijital oyun tasarımı hem de BÖTE bölümü derslerine giriyorsunuz. Peki, BÖTE’de daha çok hangi derslere giriyorsunuz?

BÖTE’de de birçok derse giriyorum. Eğitim teknolojileri temelleri, çoklu ortam tasarımı, öğretim tasarımı, oyun temelli öğrenme gibi derslere giriyorum. En severek verdiğim dersler ise öğretim tasarımı ve oyun temelli öğrenme. Bu dersleri hem lisans hem yüksek lisans hem de doktorada veriyorum.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir