Nur Faden Karaçam


Nur Faden KaraçamBiraz kendinizden bahseder misiniz?

25 yaşındayım ve aslen Burdur’luyum. Çocukluğumda en büyük hayalim üniversiteyi İstanbul’da okumaktı. Üniversite ismi yoktu aklımda sadece İstanbul da iyi bir üniversitede okumak istiyordum. Bu hayalim ortaokul ve lise yıllarından beri vardı. Ortaokuldayken İngilizce öğretmeni olmak istiyordum çünkü annem de İngilizce öğretmeniydi. Fakat annem atamalarında ilerleyen zamanlarda sorun çıkacağını söyleyerek beni bu fikrimden vazgeçirdi. Ve lisede bölüm olarak yabancı diller yerine sayısal seçtim. Liseyi, Burdur Anadolu Lisesi’nde okudum, okulumdaki hocalarım dönemin en iyi hocalarıydı bunu hep en büyük şansım olarak sayarım, dönemimden sayısal birincisi ve okul üçüncüsü olarak mezun oldum. Sayısal seçmemin en büyük etkenlerinden biri de teknolojiye çok ilgili olmamdı. Çocukluğumdan beri evimizde bilgisayar olduğu için fazlasıyla aşinaydım ve o dönemlerde kimsenin bilmediği birçok programı rahatlıkla kullanabiliyordum. Meslek lisesine gitmediğim için çevremde bu bilgileri bilmem ilgi çekiyordu. Kimsenin bilmediği şeyleri rahatlıkla uygulayabiliyordum. Çevremde bunu görenler bana sen bilgisayar mühendisliği okusana şeklinde yorumlar yapıyordu. Bende bundan etkilenerek sayısal bölümünü seçtim aslında…

Üniversitedeki öğrencilik yıllarınızda neler yaptınız?

Bu şekilde de Yıldız Teknik Üniversitesi BÖTE’ye bir adım daha yaklaştım. Her zaman çok disiplinli ve çalışkan bir öğrenciydim. Hep sınavlardan önce özet çıkararak ders çalışırdım. O yüzden sınavlara çok rahat girerdim. Arkadaşlarım sabahlarken ben birkaç hafta öncesinden dosyamı hazırlamış olurdum hatta arkadaşlarıma sık sık konu anlatırdım. Özellikle lisedeyken bana İngilizce öğretmeni diye hitap ederlerdi. Sanırım İngilizce öğretmenliği hep içimde kalmıştı o yüzden tüm sınıfa sınavdan önce ders anlatırdım. Daha sonra üniversite sınavına girdim tabi hangi bölümü seçeceğimi bilmiyorum ama hep İstanbul olsun istiyordum. Üniversite tercihlerinde babamın arkadaşlarına sorması üzerine BÖTE’yi tercih ettim. Özellikle birinci bölümden tercih yapacağım için lisede sınava birinci bölüme daha çok çalışmıştım, o yüzden fulle yakın net çıkarmıştım. Babam BÖTE bölümü için geleceği olan bir meslek olduğunu duyduğu için bende tercihime yazdım. İlk yılımda ingilizce hazırlık okudum. O yıllarda hem ingilizcemi ilerletmek istediğim hem de zorunlu olduğu için hazırlık okudum. O dönem içerisinde İstanbul’da ailemden uzakta kalmam ve yurt hayatı beni etkilediği için neredeyse okulu bırakacaktım. Sonra ailem beni ikna etti. Devam et, okulun ve bölümün çok güzel dediler. Bende verdiğim emekleri düşündüm ve devam etmeye karar verdim. Çünkü daha kendi bölümümle tanışmamıştım bile …
Başladıktan sonra da iyi ki bırakmamışım dedim. Bölümümü ve üniversitemi çok severek okudum. Hiçbir pişmanlığım olmadı. Hocalarımı da ayrıca çok seviyordum, çok değerli hocalarım oldu. Başta şehit Prof. Dr. İlhan Varank, Prof. Dr. Feza Orhan ve Yrd. Doç. Dr. Betül Yılmaz gibi hocalarımı bana maddi manevi emekleri geçtiğinden hayırla yad etmek isterim. Kendilerini hayat boyu kendime örnek alarak devam ediyorum.
Üniversite öncesi çok çalışkan bir öğrenciydim fakat aynı zamanda da çok sessiz biriydim. Üniversitenin bana en çok katkısı şunlardır; aktif olmak, sosyal olmak, etkinliklere katılmak, etkinlik düzenlemek gibi birçok yönden beni geliştirdi. Özellikle iş sektörüne girdiğinizde bunun faydalarını rahatlıkla görebiliyorsunuz.
Öğrencilik yıllarımın ilk yıllarında alışma dönemi geçirdim hem İstanbul’a hem okuluma alışmaya çalışıyordum. Yaklaşık 5 yıl kadar devlet yurdunda kaldım. Birinci sınıftan sonra çok aktif olmaya başladım. Arkadaşlarımın ve hocalarımın bunda çok faydası oldu. İkinci sınıfta arkadaşlarımla Ebiltek kulübünü kurduk. Bu kulüple eğitim ve teknoloji ile ilgili birçok çalışma ve organizasyon yaptık. Ben tasarım ekibindeydim. Çünkü tasarıma çok ilgim olduğunu düşünerek iki yıl öncesinden eğitim almıştım. Sabahlara kadar photoshop ve illustratorda çeşitli tasarımlar yapardım. Bununla ilgili çeşitli eğitimlere katıldım hatta KOTON firmasında tasarım departmanında gönüllü staj yaptım. Ebiltek Kulübünde de tasarım departmanındaydım. Kulübün logosundan afişlerine kadar herşeyden ben sorumluydum. Gerçekten mailleşmek, insanlarla konuşmak, farklı insanları görmek, sektörden insanları tanımak bir kulübün ve topluluğun içinde işbirliği içerisinde çalışmak çok önemliydi. Bazı etkinliklerde bire bir görev aldım. Üçüncü sınıfta bir grup arkadaşımla ilk organizasyonumu gerçekleştirdim. Dersimiz kapsamında bir tane sosyal sorumluluk projesi yapmak zorundaydık. Bende uzun zamandır sokak hayvanlarına yardımcı olduğum için bu konu hakkında bir etkinlik yapmak istedim. Sevgili Feza Hocam da bana bu konuda çok destek oldu. İlk projeme bu şekilde başladım. Etkinliği Ebiltek kulübünün desteği ile birlikte yaptık. HAYTAP yetkilileri ile görüştüm ve onay aldım. Projemizin adını HAYFEST koyduk. Arkadaşlarımızla birlikte çeşitli firmalardan insanlarla görüştük sponsorluk istedik. Başta öncesinde staj yaptığım KOTON artık kumaşlarla bize destek oldular ve kermeste sokak hayvanlarına yastıklar diktik. Onları barınaktaki canlara bağışladık. Kermeste toplanan paralarla mamalar aldık ve birçok hayvana el uzattık. Bu proje sayesinde üniversitede birçok kişiye ulaştık ve üniversite kampüsünde yıllarca yaşayan özellikle köpeklerin ve kedilerin durumlarına çare bulmak amacıyla kulüp kurmaya karar verdik. Dördüncü sınıfa geldiğimdeyse Hayvan Hakları Kulübünü bana destek olan arkadaşlarımla kurduk. Gerçekten üniversitede kulüp kurmak çok zordu. Bunun adımlarını deneyimleyerek gördüm. Rektör karşısında konuşmanın stresini yaşadım. Tabi orda Böteli olmanın faydalarını da gördüm. Sunum yapmayı çok iyi biliyorduk, karşımızdaki insanlarla nasıl konuşmamız gerektiği seneler öncesinde bize hocalarımız tarafından verilmişti. Bu şekilde bir kulübün içerisinde ekip çalışmasının nasıl olması gerektiğini de yaşamış oluyorsunuz. Bu dönemde çok iyi insanlarla tanıştım hala o kişilerle görüşüyoruz. Her zaman aktif olmak benim için çok önemliydi. Bunu da yoğun kulüp çalışmaları ile gerçekleştirdik. Son sınıfta tüm Ebiltek Kulübü olarak ETZ 2014’te (Eğitim Teknolojileri Zirvesi) yer aldık.

Peki, yaptığınız mesleğe (Öğretmen, Yazılım Geliştirici, Eğitim Teknoloğu)o yıllarda mı karar verdiniz?
Yaptığım mesleğe son sınıfta karar verdim, çünkü yazılımdan sıkıldığımı biliyordum. Yazılım yaparken bu meslek benim için diyemem asla ama yazılımı ve temellerini öğretebilirim. Web tasarım, grafik tasarım ve illüstrasyonlar kesinlikle çok ilgimi çekiyordu. Ama grafik tasarımcı olarak devam etmeyi denedim. Bir süre sonra bununda olmayacağına karar verdim ve son sınıfa geldiğimde karar verdim ki ben iyi bir öğretmen olabilirim. Özellikle dördüncü sınıfta staj döneminde öğretmenlik mesleğini yapmaya karar verdim diyebilirim. İlk olarak mezun olduktan sonra ne yapacağıma karar verdim. İlk başta öğretmenlik yaparak tecrübe kazanmalıyım dedim, daha sonra da yüksek lisansıma başlamalıydım. Şu an Bahçeşehir Üniversitesi Eğitim Teknolojileri bölümünde yüksek lisans yapıyorum ve baktığım zaman gerçekten doğru bir karar verdiğimi görüyorum. Meslekte bir süre çalıştıktan sonra yüksek lisansa başlamanın daha faydalı olduğunu gördüm. Hem öğretmenlik mesleğime hem de kişisel olarak bana katkısının çok olduğunu gördüm.

Şu an yaptığınız meslek için Böte bölümünde verilen eğitim yeterli mi? Şunlar da olsa daha iyi olurdu dediğiniz şeyler var mı?
Böte bölümünde verilen eğitim yeterli fakat eğitim alanında daha spesifik dersler verilebilir. Bizim şansımız vardı; iş hayatına başlamadan eğitim teknolojilerini uygulama şansımız oldu, bizim dönemimizde seçebileceğimiz uygulamalı bir dersimiz vardı. Çeşitli özel okullarda gidip eğitim teknoloğu olarak staj yapabiliyorduk. Bu ders ile öğrendiğimiz bilgileri birebir uygulama şansımız oldu. Aslında bu uygulama Öğretim Tasarımı dersimizin bir uygulaması gibiydi. Bu stajın bana çok faydalı olduğunu düşünüyorum. Özellikle işe girmeden önce neyi nasıl nerede yapacağımı, özel okulların öğretim sistemlerini deneyimleme fırsatım oldu. Keşke bu ders devam etse ve bütün üniversitelere yayılsa çok güzel olurdu.

Bize mesleği seçme sürecinizden kısaca bahseder misiniz?
Ben bu mesleği yapmaya çok önceden karar vermiştim ve herkesin son sınıfa geldiğinde mutlaka ne yapması gerektiğine karar vermiş olması lazım. Çünkü tercih konusunda kafası karışan birçok arkadaşımız oluyor. Hem KPSS’ye gireyim hem ALES’e gireyim hem özel okullara başvurayım derken bu kişilerinden elinden hepsi bir anda kaçıyor; bence en önemlisi hangisine yeteneğin olduğuna, hangisini yapabileceğine inanmak… Karar verdikten sonra ben çok başarılı olan arkadaşlarımı gördüm. Buna karar verdiğiniz zaman gerisi geliyor zaten…
İş hayatıma çok hızlı başladım. Dördüncü sınıfın birinci dönemi Irmak okullarında staj yapmıştım oradaki müdürümüz bana mezun olmadan bir kaç ay önce mail attı, yeni bir okula geçtiğini bilgisayar öğretmenine ihtiyacı olduğunu belirtti. Gittim görüştüm o dönem içerisinde bana mantıklı geldi ve kabul ettim. Zaten yüksek lisansa birkaç yıl sonra başlama gibi fikrim vardı. İstediğim ALES puanımı almıştım ve onu bekletmeye karar verdim. Yüksek lisans yapmak en çok istediğim şeydi fakat önce öğretmenlik yaparak deneyim edinmek bana daha mantıklı geldi.

İş hayatınızda neler yapıyorsunuz?
Şu anda AREL Koleji’ndeyim. Anaokulu 4 yaştan, ortaokul 5. Sınıfa kadar Bilişim Teknolojileri derslerine giriyorum. Arel Koleji’nde farklı bir sistemimiz var çünkü IB okuluyuz. Anaokulu ve ilkokulda PYP, ortaokulda MYP sistemi uyguluyoruz. Derslerimiz genelde bilgisayar dersinin kazanımlarını başka branşlarla entegre ederek geçiyor. İlkokul ve anaokulunda ise daha çok ders temalarının yani ünitelerinin altında Bilişim Teknolojileri dersi işliyorum. Genelde hafta içerisinde planlamalar, toplantılar, tablet uygulamaları ile gerçekten yoğun bir tempoda geçiyor. Özel sektörde BÖTE bölümünün yeri çok önemli, genel olarak bir okulda çalıştığınız zaman BÖTE’den mezun birisi bölgenin kurtarıcısı çünkü teknoloji vazgeçilmez bir şey. Okuldaki herkes teknolojiyi kullanmak zorunda mail atarken, yazıcıdan çıktı alırken, akıllı tahtada ders anlatırken bizden bir şekilde yardım istiyorlar. Bizim okulumuzda iki öğretmen olarak Esra Bülbül ve ben varız; Esra Hoca daha çok ortaokul ve lise derslerine giriyor. Bunun yanında okulun teknolojik her şeyinden de sorumlu IT departmanımız var. Koordineli olarak çalışıyoruz.
AREL Koleji’nde çocuklara kodlama öğretilmesine çok önem veriliyor ve veliler de buna çok önem veriyor. Genelde bilgisayar dersi geri plana atılan bir derstir; ama istenildiği zaman bu ders ön planda tutulabiliyor açıkçası, velilerimizin toplantılarda bizlerle görüşmek için kuyruk olduğunu görüyoruz. Çocuğumun yeteneği var mı, yazılım mühendisi olur mu, bilgisayar mühendisi olur mu gibi sorularla geliyorlar bize, bu da çok güzel bir şey çünkü geleceği yönlendiren alan teknoloji…
Böte bölümünden mezun bir kişi ister IT’de olsun ister öğretmenlik yapıyor olsun ister yazılım mühendisi olsun size geleceğin sihirbazı olarak bakılıyor. Sizler elinizde sihirli parmakları olan dahilersiniz. BÖTE mezunu olmanın avantajları çok fazla… Bizim bölümümüzden mezun olan bir kişi sadece öğretmenlik yapmak zorunda değil, değişik alanlarda da çalışabilirsiniz. Ben mesela mesaj tasarım dersinde tasarımcılığı keşfettim grafik tasarım hoşuma gitti ve o alanda ilerledim. Hobi olarak da çalışmalarıma hala devam ediyorum benim arkadaşlarım BÖTE’den mezun oldu ve yazılımcı mühendisi olarak çalışıyorlar, daha çok var eğitim teknolojileri uzmanı veya akademisyen olarak devam edenler de var.

Böte mezunu olmanın avantajları veya dezavantajları nelerdir?
Ben özellikle BÖTE bölümünün bilgisayar mühendisliğinden daha avantajlı olduğumuzu düşünüyorum. Hem kariyer açısından hem de kişisel olarak eğitim dersleri ile hem kendimizi geliştiriyoruz hem de teknik yönden de gelişiyoruz. Dezavantajı ise biraz ortada kalıyoruz gibi… Şöyle söyleyeyim KPSS atamalarımız çok yüksek, devlette öğretmenlik yapmak isteyenler olabilir ama atanma konusunda sıkıntı yaşıyorlar, keşke daha kolay atanabilseler. Devlette tam olarak bir yerimiz yok. Formatör olarak gidiyoruz ama gerçekte ne yapıyoruz belli değil. Bazı arkadaşlarım okulun elektriğiyle uğraşıyorlar. Yani bu BÖTE’den mezun birinin yapacağı bir iş değil. Özellikle devlette yerimizin tam olarak belli olması gerekiyor. Özellikle ders olarak Bilişim Teknolojileri dersinde bilgisayar sınıfı olmalı ve uygulamalar yapılmalı. Özel kurumlarda bir şekilde değer görüyorsunuz hangi alanda çalışırsanız çalışın ama devlette bizim alanımıza biraz daha çok sahip çıkılması gerekiyor.

Üniversite okuduğunuz şehrin avantajları ve dezavantajları nelerdir? Zorluk çektiniz mi?
Okuduğunuz şehrin avantajları ve dezavantajları şunlar olabilir; Burdur gibi küçük bir şehirden geldiğimde ilk başta İstanbul beni biraz şaşırtır diye düşünmüştüm ama şaşırtmadı. Çünkü önceden İstanbul’u gayet iyi biliyordum burada akrabalarımız vardı. Fakat üniversite okuyor olmak gezmekten çok daha farklıydı. Yurduma alışmam zaman aldı. Özellikle yurt sıkıntısından dolayı soru işaretlerim oldu. Fakat üniversitemde bölüm derslerine başladığım zaman bu sıkıntılar kayboldu. Yıldız Teknik Üniversitesini ve kampüsümüzü çok seviyordum. Arkadaşlarım benimle aynı seviyedeydi, aynı şeyleri paylaşıyorduk bunlar üniversiteme alışmamın avantajlarıydı. Dezavantajlar ise dışarıdan gelmiş bir öğrenci olarak ilk yılımda özel yurtta kalma sıkıntısı çektim. Daha sonra okulumuzun içine açılan devlet yurdu sayesinde bu sorun da ortadan kalktı.
Okuduğunuz üniversitenin size ne gibi avantajları oldu?
Okuduğunuz üniversitenin faydaları özellikle kişiliğimi geliştirme, mesleğime doğru bakabilme ve mesleğimi öğrenirken kimleri idol olarak almalıyım, kimleri almamalıyım gibi soruları cevaplandırmam da bana çok yardımcı oldu. Gerçekten iyi öğretmen ya da kötü öğretmen diye bir şey yoktur ama idol olarak görebileceğiniz öğretmenler vardır. Ben kendimi geliştirme anlamında birçok hocama gönülden teşekkür ediyorum. Benim gibi sesiz bir öğrenciyi bile kendini doğru ifade edebilme, sosyal ortamlarda aktif olabilme gibi çok iyi özellikler kazandırdılar. Bu öğretmenlik mesleğinde çok önemli sürekli öğrenci karşısında konuşacaksınız, müdürler karşısında kendinizi iyi ifade etmek zorundasınız. Ya da diğer sektörlerde de aynı şey geçerli ama öğretmenlik yaparken sürekli konuşuyorsunuz. Bu da bana Yıldız’da ki hocalarımın kazandırdığı en önemli davranışlardandır. Son yılımızda eğitim teknoloğu olarak çalıştık, dönem içerisinde staj yaparken de yardımcı oldular. Hocalarımız bizimle hem öğretmen hem bir dost hem bir aile oldular. Her zaman fikirlerimize saygı duyan ve destekleyen taraf oldular.

Lisans hayatınızda yaptığınız çalışmaları bir portfolyo şeklinde hazırladınız mı ve bu portfolyoyu hiç kullandınız mı?

Lisans döneminde hazırladığım bir portfolyo oldu. Özel öğretim yöntemleri dersinde her hafta bir ders planı ve materyal hazırlardık, bunların çok büyük faydası oldu. Görüşmelerimde de bunları kullandım. Özellikle iş görüşmesinde terimlerle konuşabiliyor olmak çok önemli. Yeni mezun olarak gittiğinizde sizi hiçbir şey bilmiyor olarak bakıyorlar. Kendinizi göstermek, bu konuda okulda yaptığınız ve öğrendiğiniz şeylerle oluyor. Özellikle hocalarımız çok kıymetli olmalı bu durumda, onlardan ne kadar çok bilgi alabilirsek iş sektörüne gittiğimiz zaman görüşmelerimiz buna çok faydalı oluyor.

Şu an öğrenci olan arkadaşlara portfolyo hazırlamalarını önerir misiniz? Hazırlamanın önemli olduğunu düşünüyor musunuz?

Şu anda okuyan öğrenciler portfolyo mutlaka hazırlasınlar ama kendi emekleri ile hazırladıkları portfolyo olsun. Ders planı olabilir, bir materyal olabilir. Sonuçta derslerimiz de sürekli hazırlıyoruz bunları… Sürekli sunum yapıyoruz. Kullanın bunları… Özellikle BÖTE’nin bize kazandırdığı en güzel şey doğru ve anlaşılır sunum yapabiliyor olmamız. Kişilerin karşısında etkili ve aktif konuşabilmek ayrıcalıklı bir özellik… Üniversitede bunu her bölüm veremiyor maalesef… Neredeyse her derste sunumlar hazırlıyoruz, bunları yaparken farklı araçlar kullanabilirler hep PowerPoint kullanmayın web araçlarına yönebilirler. Kendileri sürekli bir araştırma halinde olmalarını öneriyorum. Gerekiyorsa kendi web sitelerini açsınlar. Araştırmalar yapıp yazılarını yazsınlar. Bu da bir portfolyo örneği çünkü. Kendi iş görüşmelerine gittiklerinde şöyle söyleyebilirler, “Benim bir web sitem var editörüyüm, burada yaptığım araştırmalarla ilgili bilimsel yazılar yazıyorum.” gibi şeyler söylediğiniz zaman gerçekten size çok farklı bir gözle bakıyorlar.

Bir Böte mezunu olarak şuan Böte okuyan arkadaşlarımıza önerileriniz nelerdir?

Bir BÖTE mezunu olarak arkadaşlara önerilerim; ilk olarak bölümümüzün kıymetini bilmelerini. Çok önemli bir alanda okuduğumuzu, bize başlangıç noktasını verip bu yol sizin diyorlar. Siz karar verin ilerisine diyorlar. Sadece mezun olduktan sonra mühendislik yapacaksın demiyorlar. Sen istersen grafik tasarım da yapabilirsin, istersen eğitim teknoloğu da olabilirsin, istersen devlette öğretmenlik de yapabilirsin yada özel okulda öğretmenlik yapabilirsin. Tamamen ucu acık bir bölüm okuyoruz. Bize seçme hakkı veriyorlar. Bu yüzden bölümümüzün daha kıymetli olduğunu düşünüyorum. Eğitim alanında dersler alıyor olmamızın faydasını göreceğiz hem aile hayatımızda hem iş hayatımızda… Eğitim derslerinin olması kişiye kazandırılan en büyük faydalardan biridir. Bir çocuğa nasıl yaklaşacağımızı biliyoruz. Hayatımız sadece bilgisayarlardan yada teknolojiden ibaret değil. Kişisel olarak gelişme şansımız oluyor.

Mesleğinizi yapmak isteyen  öğrencilere önerileriniz nelerdir?

Mezun olmadan önce ne yapmak istediğinize mutlaka karar vermelisiniz. Bunun çok fazla faydasını göreceklerine inanıyorum. İlk önce ne yapmak ya da ne yapmak istemediğinize karar vermelisiniz. Özel okulda öğretmenlik mi yapmak istiyorsunuz, yoksa devlette öğretmenlik mi yapmak istiyorsunuz ya da öğretmenliğe yeteneğin mi yok o zaman zorlamayın; bu bir yetenek işi çünkü çocuklara bir şeyler anlatmak, onlarla iletişim kurabilmek, seviyelerine inebilmek, dikkatlerini toplamak, tamamen sizi dinlemelerini sağlamak çünkü bilgisayar öğretmenliği diğer öğretmenlikler gibi de değil bunu mutlaka deneyimlemeniz gerekiyor. Sınıfa girdiğinizde normal bir öğretmen gibi “Hadi kitaplarınızı açın etkinlik yapıyoruz.” Ya da “Video izliyoruz.” dediğiniz de öğrencinin dikkati dağılmıyor çünkü orada sadece öğretmen var ve onu dinliyorlar. Fakat bilgisayar sınıfına geldikleri zaman çocukların dikkatini çeken tek şey makine; orada siz onun yerini almalısınız ki önce çocuklara bir şeyler öğretebilesiniz . Ama bunu yapmakta zorlanıyorsanız öğretmenlik mesleğini zorla yapmanıza gerek yok. Çünkü mutsuz olacaksınız. İşte o zaman ben ne yapmalıyım evet BÖTE’ye geldim ama bu alanda ne gibi şeyler yapabilirim. Kendime ne katabilirim, ülkeme ne gibi faydalarım olabilir? Bu soruları cevaplayarak kendi mesleğinize karar vermelisiniz. Her sınava girmeniz gerekmiyor. Çünkü görüyorum son sınıfta rotamız şaşıyor ve ne yapacağımıza karar veremiyoruz. Tek bir kararımız olmalı ve o yolda ilerlemeliyiz ancak bu şekilde daha başarılı olabiliriz.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir