Fatih YAMAN


fyamannBiraz kendinizden bahseder misiniz?

İsmim Fatih Yaman. 1984 Sivas doğumluyum. İlk ve orta öğrenimimi Sivas’ta tamamladım ve 2004 yılında Marmara Üniversitesi Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Bölümü’nde lisans eğitimime başladım. 2008 yılında lisans eğitimimi tamamladıktan sonra bir yıl özel bir şirkette çalıştım. İstanbul’dan ayrılmak kolay olmadı. Takip eden yıl Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Aşık Veysel Meslek Yüksek Okulu’nda misafir öğretim görevlisi olarak derslere girmeye başladım. 2010 yılında YÖK tarafından Öğretim Üyesi Yetiştirme Programı (ÖYP) kapsamında Muş Alparslan Üniversitesi’nde BÖTE bölümünde araştırma görevlisi olarak göreve başladım. 2011 yılında Anadolu Üniversitesi’nde BÖTE bölümünde bütünleşik doktora eğitimime başladım. Doktora eğitimi kapsamında Muş Alparslan Üniversitesi’nden görevlendirmeyle Anadolu Üniversitesi’ne geldim ve halen burada araştırma görevlisi olarak doktora eğitimime devam etmekteyim. 1.5 yıldır evliyim.

Üniversitedeki öğrencilik yıllarınızda neler yaptınız?

Dönüp baktığımda öğrencilik yıllarımın güzel geçtiğini görüyorum. Bunda hem üniversitenin hem de şehrin payı büyük. İkinci sınıfta bölüme asistan öğrenci tanımıyla kısmi zamanlı olarak çalışmaya başladım. Laboratuvarların bakımıyla ilgileniyorduk. Gelişimim açısından güzel bir görevdi. Ayrıca sınıf temsilciliği ve bölüm temsilciliği görevlerinde de bulundum. Dönem olarak şanslı bir dönemdik. Arkadaşlık bağları kuvvetliydi. Üniversite bittikten sonra hepimiz farklı yerlere dağıldık, yeni yaşamlar kurduk ama üniversitede kurduğumuz bağları koparmak mümkün olmadı. Görüştüğümüz arkadaş sayısı azaldı. Kendimi geliştirme adına çok az şeyler yaptığımı görüyorum. Ev arkadaşlarımla küçük bir şirket kurma, onu büyütme hayali yaşadık. Belki garajımız yoktu ama dubleks (dukleks demeye şahit lazım ☺) evimizde projeler geliştirmeye, uygulamaya, bir şeyler yapmaya çalışırdık. Başarılı olduğumuz, sevindiğimiz zamanlar oldu. Üniversite bittikten ve farklı şehirlerde yaşam kurmaya başladıktan sonra hayallerimiz, projelerimiz uçup gitti. Hiçbir fikrimiz olmasa da iş görüşmelerinde biliyoruz diye iş yaptığımız ve o işi başardığımız olmuştur. Temsilcilik dönemlerimde sınıf olarak geziler düzenlerdik. Hep beraber güzel zamanlar geçirirdik. Tekrar okumak isterdim.

Peki yaptığınız mesleğe o yıllarda mı karar verdiniz?

Yaptığım mesleğe üniversite yıllarında karar verdim. Bölümümüzdeki hocalarımızı görünce “Bizler de onlar gibi olmalıyız” diye düşünürdüm. Öğrencilere bir şeyler öğretmek, onları iyi yetiştirmek ve ülkeye faydalı işler yapmak gerek diye düşünürdüm. Neden öğretmenlik yerine akademisyenlik diye sorabilirsiniz. Küçük yaştaki öğrencilerle uğraşamam diye korkmuş olabilirim ☺ Yetişkin bireylerle iletişim kurmak, hayata adım atacakları son dönemde bir katkı sağlamak daha mantıklı geldi.

Bize mesleği seçm02e sürecinizden kısaca bahseder misiniz?

“Üniversitede kalmak” diye bir deyim vardır. Bu büyük üniversitelerde pek mümkün olmuyor artık. Belki kadroları zaten vardır ve eleman ihtiyaçları yoktur. Bundan dolayı olabilir. Ama ben üniversitede kalmak istiyordum. Ama bu başka üniversite olabilirdi. Üniversitede hoca olmak normal öğretmenlikten farklı geliyordu. Çünkü devamlı olarak insanın kendini yenilemesi, gelişmeleri takip etmesi gerekiyor. Belki öğretmenlikte de bu mümkün ama bölümümüzün konuları gereği anlatılan konular düşünüldüğünde kelime işlemci programı, hesaplama programı, sunu programı, fotoğraf düzenleme programı ve programlama dilleri anlatılıyor. Bir süre sonra da hep tekrara düşüleceği düşüncesiyle öğretmenlikten uzaklaşmaya başlamıştım. Akademisyenlikte de belki benzer içerikler anlatılıyor ama olanakları farklı. Projeler geliştirip uygulamalar yapılabilir, disiplinler arası çalışılabilir. Bu düşüncelerle akademisyenlik, bana hep daha yakın geldi. Mezun olduktan sonra neden özel şirkette çalıştınız diyebilirsiniz. Mezun olduktan sonra kalacak bir üniversite bulamamıştım ☺ Aileme de yük olmamak düşüncesi ile özel şirkette çalışmaya başladım.

Bölümdeyken mezuniyetten sonrasına yönelik çalışmalarınız var mıydı? Mezun olma sürecinde neler yaşadınız?

Mezuniyetten sonrasına yönelik çalışma olarak ALES’e girmeyi örnek verebilirim. O dönemlerde ALES’in yanında neden ÜDS ya da KPDS’ye girmediğimi de hala merak ederim. Mezun olacağımız son dönem bölümden bir hocamızın yönlendirmesiyle özel bir üniversiteyle görüşmeler yapmıştık. Fiyatta anlaşamadığımız için orada başlayamadık. Nasip değilmiş ☺ Mezun olduktan sonrası için düşündüklerim hemen olacak diye düşünüyordum. Mezun olduktan sonra işsiz olduğumu ve akademisyenlik olmazsa ne yapabileceğimi sorgulamaya başladım ve kendimi özel bir şirkette çalışırken buldum.
Şu an yaptığınız meslek için BÖTE bölümünde verilen eğitim yeterli mi? Şunlar da olsa daha iyi olurdu dediğiniz şeyler var mı?

Şuan yaptığım meslekte Marmara BÖTE bağlamında konuşacak olursam verilen eğitimi yeterli buluyorum. Özel sektör bağlamında belki daha teknik konular, programlama dilleri ya da fotoğraf düzenleme programlarına ağırlık verilebilir. Ancak kendimi düşündüğümde yeterli buluyorum.

Mesleğinizi yapmak isteyen öğrencilere önerileriniz nelerdir?

Zamanları varken kendilerini geliştirsinler. Okuldaki dersleri bahane ederek sadece derslere çalışarak kalan sürelerini boş geçirmesinler. En azından dördüncü sınıfta ALES’e girsinler. Üçüncü sınıfın ikinci döneminde de başlanabilir ALES’e girmeye. Puanlarını yüksek tutsunlar. Dil gelişimi de çok önemli. Erasmus kapsamında ya da Work and Study programlarına katılsınlar. Oraların kültürünü görsünler. Bu sayede dillerini geliştirmeye çalışsınlar. Dersleri ikinci plana bıraksınlar demiyorum. Yanlış anlaşılmasın sadece yabancı dil ve ALES yeterli değil. Kendilerini bölümdeki hocalarımızın bilgileriyle zaten geliştirirler.

Mezun olduktan sonra iş hayatına nasıl başladınız?

Mezun olduktan sonra biraz zorluk yaşadım. Her şey insanların planladığı gibi gitmiyor. Üniversiteden sonra hemen bir yerlerde öğretmenliğe ya da lisans üstü eğitime başlarız diye düşünüyoruz. Ama süreç beklediğinizden farklı olabiliyor. O an plan değiştirmek lazım. Hedeften kopmadan kısa vadede farklı işlere yönelmek lazım. Bir yıl özel şirkette çalıştıktan sonra amacıma bir adım yaklaşmıştım. İstanbul’dan Sivas’a geri döndüm ve Cumhuriyet Üniversitesi Aşık Veysel MYO’da bir dönem derslere girdim. Ardından 2010 yazında ÖYP kadrolarına başvurdum. Muş Alparaslan Üniversitesi’nde hayalimdeki mesleğe resmen başlamış oldum. 2008 Temmuz’da mezun olduktan sonra 2010 Ağustos’ta hedefime ancak ulaşabildim ☺

01

İş hayatınızda neler yapıyorsunuz?

Şuan doktora öğrencisiyim. Tez dönemindeyim. Lisans eğitimimden sonra lisans üstü eğitim için gelebileceğim güzel bir üniversitedeyim. Bölüm olarak genellikle proje çalışmaları yoğunlukta. Ben de o projelere dahil oluyorum. Tamamlanan bir BAP ve bir TÜBİTAK projesinde görev almıştım. Şuan kendi tezimle ilgili bir BAP ve TÜBİTAK projesinde görev alıyorum. Danışman hocamızla dersleri takip ettiğimde keyif alıyorum. Çünkü öğrencilerle birlikte oluyorum.
Özel sektörde BÖTE bölümlerinin yeri nedir? Özel sektörde yer edinmekte bize engel olabilecek durumlar nelerdir?

Bölümümüz eğitim fakültesinde bulunan bir bölüm. Bu nedenle özel sektörde olmamaları gerekir diye bir düşüncede değilim. Bölümümüzün açıklamalarının bulunduğu internet sayfalarında iş kollarının çok çeşitli olduğu görülüyor. İnternet sitelerinde özel şirket vurgusu varken teknik derslere önem verilmemesi gerektiğini düşünüyorum. Teorik dersler kadar teknik dersler de önemli olmalı ve öğrencilere teknik derslerde daha fazla uygulama olanağı verilmelidir diye düşünüyorum.

fatihy

BÖTE mezunu olmanın avantajları veya dezavantajları nelerdir?

BÖTE bölümü mezunu olmanın en büyük avantajı, aranan eleman olmanızdır. Çünkü teorik ve teknolojik bilgi bir arada bulunmaktadır. Fakat aranan eleman olmak bazen dezavantaja dönüşebiliyor. Çünkü BÖTE bölümü mezunlarını bilgisayar tamircisi olarak görmeye başlıyorlar.

BÖTE mezunlarının atamalarında sorunlar yaşanıyor. Bu durumdan hareketle BÖTElerin geleceği hakkında neler söyleyebilirsiniz?

BÖTE mezunlarının atamalarında yaşanan sorun hepimiz için üzüntü verici bir durum. Ülkemizde FATİH projesi gibi çok güzel bir proje yürütülüyor. Bu projede görev alması gereken ve olmazsa olmazı konumunda olacak kişilerin BÖTE bölümü mezunları olduğuna inanıyorum. FATİH projesinin başarılı olması sadece teknolojik ürünlerin sağlanması, alt yapının kusursuz olmasıyla mümkün olmayacaktır. BÖTE bölümü mezunları bu projede gerektiği gibi rol alırlarsa başarılı olacaktır. Bu nedenle BÖTE bölümünden mezunların atamalarına ilişkin düzenlemelerin olmasını bekliyoruz. Atamalar yapıldığında kontenjanlarda BÖTE bölümü için ayrılan güzel sayıları göreceğimiz günler yakındır. FATİH projesinin yanı sıra kodlama dersi de okullarda zorunlu olacak. Bu da atama sayılarımızın iyileşeceği anlamına gelmektedir.

lab_eÜniversite okuduğunuz şehrin avantajları ve dezavantajları nelerdir? Zorluk çektiniz mi?

İstanbul’da okurken zorlanmadım. Aksine severek okudum. Bizim zamanımızda şimdiki gibi metro, metrobüs hatları yoktu. Trafik zorlamış olabilir ama ona da bir süre sonra alışmıştım. Şehrin avantajlarında faydalanınca dezavantajlarını görmedim belki. Tarihiyle, geçmişiyle, her şeyin merkezi olmasıyla Türkiye’deki tek şehir bence. Gezmek istediğinizde yeni yerler görmek istediğinizde size çok fazla olanak sunan, kendinizi geliştirmek istediğinizde hafta içi, hafta sonu çeşitli etkinliklere ev sahipliği yapan bir şehir. Kişisel gelişim için takip edilebilecek etkinliklere sahip bir şehirde lisans eğitimimi gördüğüm için şanslı hissediyorum.

Okuduğunuz Marmara Üniversitesi'nin size ne gibi avantajları oldu?

Öncelikle “Marmara Üniversitesi’nden mezun oldum” demek bir artı kazandırıyor. Bazı kapılar kendiliğinden açılıyor. Birçok mülakatta yaşadığım bir durumdur. Marmara Üniversitesi denildiğinde karşınızdaki kişi “Hmm” diyebiliyor. İsmin önemi verilen eğitimin kaliteli olduğunu bilmelerinden kaynaklanıyor.

Sizin mesleğinizi yapmak isteyen arkadaşlar öğrencilik hayatlarında neler yapabilirler?

Önceden de belirttiğim gibi kendilerini sadece ders olarak geliştirmesinler. Dersin yanında dillerini geliştirsinler. Hobileri olsun. İstanbul gibi bir şehirde kendilerine uygun aktivitelerin yaptığı topluluklar vardır. Oralarda kendilerini geliştirsinler. Bu topluluklara ulaşmak artık çok kolay. Sosyal medya ortamlarında grupları ya da sayfaları oluyor. Oralardan ulaşabilirler.

Lisans hayatınızda yaptığınız çalışmaları bir portfolyo şeklinde hazırladınız mı ve bu portfolyoyu hiç kullandınız mı?

Lisans hayatımdaki en büyük pişmanlığım portfolya hazırlamamdır. Üçüncü sınıfın son zamanlarında ve dördüncü sınıfta hazırladığım portfolya eksik kalmıştır. O eksikliğimi şuan gideriyorum diye düşünüyorum.

Şu an öğrenci olan arkadaşlara portfolyo hazırlamalarını önerir misiniz? Hazırlamanın önemli olduğunu düşünüyor musunuz?

Şuan öğrenci olan arkadaşlara portfolyo hazırlamalarını öneririm. Çünkü dört yıllık bir eğitimden geçiyorlar ve bu dört yıla bütüncül bir bakış yapabilmeleri ya da aldıkları notları hatırlamalarını sağlamaları için ellerinde kendi hazırladıkları özgün bir kaynak olmalı. “Ahmet hoca, Yavuz Hoca, Servet Hoca, Nesrin hoca şu derste buna çok güzel bir örnek vermişti neydi?” diye acaba hatırlamaya çalışmak yerine hazırlanan portfolyo ile kolaylıkla bu bilgilere ulaşabilirsiniz.

Bir BÖTE mezunu olarak şuan BÖTE okuyan arkadaşlarımıza önerileriniz nelerdir?

Derslerini önemsesinler. Kendilerini geliştirmek için devamlı çabalasınlar. BÖTE’nin değerini mezun olduktan sonra anlayacaklardır. Marmara BÖTE’de okuduklarının bir ayrıcalık olduğunu bilsinler. Atanma sayımız az olabilir ama bu olumsuzluğun giderileceği düşüncesinde olsunlar. Onlar şuan kendi işlerine yani yapmaları gereken öğrencilik işine odaklansınlar. Ellerindeki fırsatları değerlendirip kendilerini geliştirsinler. Mezun olduktan sonra öğrencilik yıllarındaki gibi fırsatları olmayacaktır.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir