Fatih Durgut


 

C9ED53362EF447558F81CBB5144B739ABiraz kendinizden bahseder misiniz?

1998 yılında Marmara BÖTE bölümüne birincilik ile girdim. O sene bölümün ilk senesi idi. Taban puanlar belli değildi. Bölüme kırk puan farkla girdim. Dört senelik üniversite hayatım sonunda ne yazık ki bölümü birincilik ile bitiremedim . Sonra da çalışmaya başladım. Üniversitede iken üniversitenin internet merkezinde çalışıyordum. Üniversiteden ayrılınca da birçok farklı şirket de görev aldım. Şuan Microsoft Katar’dayım. Katar Microsoft‘ da çalışmaya başlayalı sadece 6 ay oldu. Katar’dan öncede Microsoft Türkiye’deydim. 5 - 6 sene boyunca Türkiye’ de çalıştım ama ondan önce on tane farklı şirket de çalıştım.

Üniversitede ki öğrencilik yıllarınızda neler yaptınız?

Güzel bir üniversite hayatı yaşadığımı düşünüyorum. Bölüm bizim ile birlikte başladığı için bölümün birçok eksikliği vardı. Mesela, ben 3. sınıfta bir dönem boyunca flash dersini anlatmıştım. O sıralar flash yeni çıkmıştı. Ders başka hocanın üstünde gözüküyordu. Dersi öğrenip anlatmıştım ve dersin parasını da almıştım . Başka arkadaşlarımızda başka dersleri anlatmışlardı. Bölüm hocaları da acemi idi. Birinci sınıfta bölüme başladığımızda, bölüm başkanı da dâhil bölümün tam olarak ne yaptığından emin değildi. Bölümdeki birçok şeyi biz başlattık diye düşünüyorum. Bazı standartları biz oturttuk. Mesela sizin önceki röportajların birisinde; “Bölümde çok fazla proje yapıyoruz, bu da güzel bir şey.” diye okumuştum. Ben proje için bölümdeki hocalar ile kavga ettiğimi hatırlıyorum. Biyoloji hocası vardı kendisine demiştim ki: “Biz artık liseli değiliz. Niye tekrardan lise biyolojisi gösteriyorsunuz? Bizim bölüm eğitim teknolojileri. Bırakın, biz size bilgisayarda biyoloji projesi yapalım.” demiştim. O da kabul etmişti. Çoğu hoca ile böyle yapmaya başladık. Onlar bize fizik, kimya, biyoloji anlatmaları yerine biz, onlara bilgisayar üzerinde fizik, kimya, biyoloji anlatıyorduk. Öyle başladı. Şu an da öyle devam ediyor ise, bunun başlangıcı bizim tarafımızdandır diye tahmin ediyorum.

Peki, yazılım hayatında olmaya o yıllarda mı karar verdiniz?

Unvanda mühendislik geçiyor ama bu akademik bir unvan değil. Bir mühendislik eğitimi almadım. Ben yaptığım işin mühendislik olduğunu da düşünmüyorum. Mühendislik kavramının Türkiye’de yanlış kullanıldığını düşünüyorum. Yazılım geliştiricisi diyebiliriz bence veya danışman diyebiliriz. Bu yazılım geliştirme / danışmanlık işine üniversite de başladım. Bizim zamanımızda belirsizlik çok vardı. Zaten bölümün içinde bilgisayar adı geçtiği için yazmıştım. Üniversite ikinci sınıftan beri web, yazılım geliştirme üzerine kendimi geliştirmeye başladım. Aklımdan öğretmen olmak hiç geçmedi. KPSS başvurusu bile yapmadım. Özel sektörde çalışmaya başladım. Dördüncü sınıfta zaten çalışıyordum. Bizim dönemde öğretmen olan çok arkadaş var. Benim aklımda bir devlet okulunda öğretmenlik hiçbir zaman olmadı. Ben genelde yazılım geliştirme tarafını seviyorum o yüzden bu yönde devam ettim.

Yazılım alanında olmak isteyen öğrencilere önerileriniz nelerdir?

Çok çalışmaları gerekiyor. Ben hala çok çalışıyorum. Mesela geçen hafta her gün gece iki de yatıp sabah yedi de kalkıp işe gittim. Bu işler çalışmadan olmuyor. Daha önce bizim bölüme bir konferansa gelmiştim orada da yine belirtmiştim; -Şuan da güzel bir üniversitede, güzel bir bölüm okuyorsunuz. Ama sadece üniversite yetmiyor. Sizin kendinizi göstermeniz gerekiyor. Özellikle yurt dışına çıktığınız zaman Marmara Üniversitesi'nin hiç bir önemi yok o yüzden kendinizi ispat etmeniz gerekiyor. Bunun için çok çalışmanız gerekiyor.- Bununla ilgili hep şu örneği veririm: Microsoft eğitim merkezinde yarı-zamanlı olarak yazılım geliştirme dersi verirken bir öğrencim oldu. Kursa başlamadan önce işçi olarak çalıştığı fabrikada bir iş kazası geçiriyor ve sağ kolunu kullanamaz hale geliyor. Daha sonra bu eğitim merkezinde öğrencim olmuştu. İlkokul mezunu olan bu öğrencim o iş kazası yüzünden bilgisayar ile uğraşmaya başlamış. Çok çalışkandı ve hiçbir zaman yılmadı. Şu an da hem yazılım ile hem network ile uğraşıyor, evlendi ve kendi ailesini kurdu. Bu örneği düşününce sizin bir bahanenizin olmaması gerekiyor. Çalışınca oluyor.. Bunun üniversite ile alakası yok bu sizin ile alakalı. Daha başka örnekler de var. Daha önce çalıştığım bir şirket de bir arkadaş vardı. Bizim yanımızda frontend developer olarak işe başlamıştı yani HTML ve CSS ile uğraşıyordu. Şu an o şirket de yazılım ekibinin başında. Üniversite mezunu değildi, turizm lisesinden mezundu ve çok çalışıyordu, hala çalışıyor. Yakında şirketin ortağı olursa hiç şaşırmam . Yani bu iş üniversite ile alakalı değil. Bu iş sizinle alakalı, neyi istediğinize karar verip kendinizi o yönde geliştirmeniz gerekiyor. Kısa vadeli ve uzun vadeli planlarınızı şimdiden yapmaya başlayıp, o plana göre çalışmalısınız. Öğretmen mi olacaksınız, özelde mi çalışacaksınız ona göre karar verip ona göre kendinizi geliştirmeye başlamanız gerekiyor.

Mezun olduktan sonra iş hayatına nasıl başladınız?

Ben zaten üniversitedeyken üniversitenin internet merkezin de çalışıyordum. Son sınıfta oradan ayrıldım. Stajyer olarak Microsoft’un eğitim merkezinde eğitim vermeye başladım. Orada .NET öğrendim  sonra eğitimlerini vermeye başladım. .NET' i öğrendikten sonra başka şirketlere geçiş yaptım. Sürekli iş değiştirip proje yapa yapa bu zamana kadar geldim. Yazılım sektörü için ne kadar proje yaparsanız, o kadar çok tecrübeniz artıyor. O yüzden bol bol proje yapıp çalışmak gerekiyor.

İş hayatınızda bir yazılım tasarım-geliştirme uzmanı olarak neler yapıyorsunuz?

Şu an Katar' dayım. Katar' da danışman olarak çalışıyorum. Burada müşterilerimiz var aslında sadece Katar değil tüm Ortadoğu ve Afrika bölgesine bakıyoruz. Eğer Katarda müşteri bulamazsam, o zaman diğer ülkelere destek veriyorum. Önümüzdeki sene Avrupa’daki ülkelere de destek vermeye başlayacağız. Burada bakanlıklar, petrol ve medya şirketleri gibi büyük müşteriye gidip buralarda geliştirilen projelere destek veriyorum. Mesela .NET' de bir proje geliştiriyorlar ve bir noktasında takılmışlar veya nasıl geliştirmeleri gerektiği konusunda danışmanlık ihtiyacı duyuyorlar. Veya projeyi geliştirmişler ve internet ortamına sunmuşlar ama bazı performans problemleri yaşıyorlar. İşte bu problemleri çözmek içinde yardımcı oluyorum. Sorunu anlamaya çalışıp, çözmelerine yardımcı oluyorum. Yanlış yaptıkları bir şeyler varsa, onlara tavsiye veriyorum. Burada üniversite de aldığımı pedagoji eğitiminin işe yaradığını düşünüyorum. Müşterilere gidip yeni teknolojileri anlatıyorum. Her hafta başka müşteriye anlatıyorum. Ofise fazla uğramıyorum. Genelde ofise ayda bir iki gün anca uğrayabiliyorum. O da müşteriler için yaptığım ekstra harcamalar için.

Özel sektörde yer edinmekte bize engel olabilecek durumlar nelerdir?

Tek engel sizsiniz. Eğer çalışırsanız, hiç bir şey engel olamaz. Kendinizi geliştirdiğiniz sürece, kimse engel olamaz. Şu an hala Linkedin üzerindeki insan kaynakları firmalarından mesajlar geliyor. “Bildiğiniz iyi bir yazılımcı var mı?” Diye soruyorlar. Bu konuda çok açık var. İyi ve kaliteli adam bulunamıyor. Eğer kendinizi geliştirirseniz, boş kalmazsınız. Piyasada çok açık var. Direkt bir işe girebilirsiniz.

BÖTE mezunu olmanın avantajları nelerdir sizce?

Bence bir avantajı ya da bir dezavantajı yok. Yazılım alanında özel sektöründe iş bulacaksanız, bölümünüzde bilgisayar geçtiği için insan kaynaklarında çalışan insanların dikkatini çekebilirsiniz veya öncelikleri olursunuz. Sizin tecrübenize ve kalitenize bağlı. Bizim zamanımızda atama çok fazlaydı. Herkes evine yakın okula atanmıştı. Anladığım kadarıyla şu an durum öyle değil.

Marmara BÖTE' li olmanın size ne gibi avantajları oldu?

Benim için bir avantajı veya dezavantajı olmadı. Genel olarak avantajlı veya dezavantajlı olduğu durumlar var. Büyük kurumsal firmaların, insan kaynakları sadece belli üniversitelerin belli bölümünden mezun öğrencilerini mülakata çağırıyorlar. BÖTE’nin yazılım sektörü için dezavantajı, mühendis olmamak. Avantaj olarak, pedagojik bilginizi kullanabilirsiniz. Özel sektör de bilgisayar kurslarında avantajı olur. Hem eğitimi biliyorsunuz, hem teknolojiyi biliyorsunuz. Onlar için biçilmiş kaftansınız. Teknoloji eğitmeni de olabilirsiniz.

Projelerinize ve tecrübe edinmeye ne zaman başladınız?

Ben projelerimi çalıştığım yerlerde yapmıştım. Size tavsiyem, eğer proje yapmak ve tecrübe kazanmak istiyorsanız. www.freelancer.com diye bir site var. Orada birçok insan saatlik projeler yapıyor. Mesela bir yazılımcı diyor ki: “Ben şu konuda uzmanım. Benim saat ücretim de bu kadar.” Başka biride diyor ki: “Benim şöyle bir projem var ve bu özelliklerde birini arıyorum”. Bu şekilde birbirilerini buluyorlar. Para da internet üzerinden yollanıyor. Yazılım düşünüyorsanız, bu tür sitelere girip oralarda proje yapabilirsiniz. Bunun dışında kendiniz proje yapabilirsiniz.

Portfolyo tuttunuz mu?

Benim zamanım daha şanslıydı. Bu işler ile bu kadar uğraşan yoktu. O yüzden size kimse portfolyo sormuyordu. Sorsa da üniversitenin o zamanki web sitesini ben yapmıştım. O zaman adı marun.edu.tr idi. Onun dışında bir kaç site daha yapmıştım.  Onları gösterirdim.  Yine burada size tavsiyem İnternet de Blog açmanız. Bu sayfada yaptığınız projeleri paylaşın. Sonra bunları iş başvurusu yaptığınız yere gösterebilirsiniz. Şu konuda şu tür makaleler yazdım diyebilirsiniz.

Yazılımın alt alanlarından bahseder misiniz?

Yazılım için birçok alt konu var, bir sürü dil var. Ama bu şu demek değil, mesela ben .NET' i öğrendim. JAVA ile proje yapamam değil. İşin temelini çok iyi öğrenmelisiniz.  Böylelikle diğer dillere geçiş yapmanızda kolay olacaktır. Çünkü mesela, JAVA ile .NET arasında sentaks farkı yok denilecek kadar azdır. Yapmanız gereken tek şey, ortamı öğrenmek olacaktır. Bir konuda uzmanlaşmak güzel olur. Bu aralar mobil geliştirme ortamları popüler. Bu konuda uzmanlaşabilirsiniz, ama temelin çok sağlam olması gerekiyor.  Algoritma, yazılım geliştirme bunları çözüp ondan sonra bir konuda uzmanlaşmanızı tavsiye ederim.

Birinin kendini yazılımcı olarak tanıtabilmesi için ne gerekiyor?

Bir kere bir yazılım dilini çok iyi bir şekilde bilmesi gerekiyor. Hangi dili öğreneceğine karar verecek -JAVA mı yapacak o zaman Java’yı öğrenmesi gerekiyor. Java’nın temellerini bilmesi gerekiyor. Ona birisi Java hakkında soru sorduğu zaman bunları cevaplayabilmesi gerekir.

Eğer temeli çok iyi bilirse o zaman, evet yazılımcıdır. Sonrada uzmanlaşması gerekiyor.

Bir diğer önemli noktada yabancı dil. Yazılımda İngilizce çok önemli çünkü yazılım sektöründe her şey İngilizce. O yüzden İngilizceyi en azından okuyabilecek kadar bilmeniz gerekiyor çünkü kod yazarken bir noktada takıldığınız zaman bunu internette araştırmanız gerekiyor. Araştırdığınız zaman karşınıza İngilizce kaynak çıkıyor en azından okuduğunuzu anlayacak kadar İngilizce bilmenizi tavsiye ederim. Bizim bölümün dezavantajlarından biri İngilizce hazırlığın olmaması.

Yazılım işine nasıl başladınız?

Üniversitede başladım. Üniversiteden önce bilgisayar hakkında hiçbir şey bilmiyordum. Üniversitedeki arkadaşlarla birlikte projeler yapmaya başladık. Dört sene içinde bunları öğrenip dışarıda çalışmaya başladım.

Microsoft'ta işe nasıl girdiniz?

Doğuş yayın grubunda, Yeni Medya bölümünde teknik operasyon müdürü olarak çalışıyordum.   O zamanki adı ile www.ntvmsnbc.com sitesinin arka tarafındaki alt yapısını Amerika’daki MSNBC’den satın alınmıştı. Bu sebeple Amerika’ya gitmiştim. Oradan bir ekiple tanıştım. Sonradan ekip kurulum yapmak için Türkiye’ye geldi. Ben onlarla ilgilendim. Ondan sonra arkadaş olduk. O ekipten biri Facebook’tan bana mesaj attı. “Benim arkadaşım Türkiye’ye gelecek onu gezdirir misin?” diye sordu. Bende; " Tabi." dedim. O gelen arkadaş Türkiye'ye temelli dönüş yapıyormuş. O sırada bende kariyer değiştirme planları yapıyordum. NTV’de yeteri derecede tecrübe kazandığımı düşünüyordum. Başka bir yere geçmek istiyordum ve bir arayış içerisindeydim. Microsoft’ da internet üzerinden başvurmuştum ama hiç aranmamıştım. Tanıştığım arkadaş da Microsoft' da işe benim başvurduğum pozisyonda başlamış. Sonra “Ben başvurmuştum ama hiç aramadılar” dedim. O arkadaş vasıtası ile özgeçmişimi tekrar gönderdim. Hemen bir hafta sonra aradılar. Sonra beş tane mülakata girdim. İki tane teknik mülakat yaptılar. Bu mülakatlardan en az bir tanesi yurtdışından biri ile yapılıyor. Bu yüzden İngilizce biliyor olmanız önemli. Beni Fransa’dan biri aramıştı. Onunla bir saat mülakat yaptım. Ondan sonra Türkiye’de insan kaynaklarından biri ile mülakat yapıyorsun. Sonra kendi çalışacağın müdürle mülakat yapıyorsun. Beraber çalışacağın diğer ekiplerden birinin müdürü ya da ülke müdürü ile mülakat yapıyorsun. Eğer hepsini geçersen teklif yapıyorlar. Kabul edersen de şirket de çalışmaya başlıyorsun.

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir