Esad ESGİN


esadesgin_yeniKısaca sizi tanıyabilir miyiz?

1984 İstanbul doğumluyum. Hayatımın çoğunluğu İstanbul da geçti. Liseyi İstanbul’da bir Anadolu Lisesi’nde okudum. Boğaziçi Üniversitesi Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Eğitimi bölümünü kazandım. Beş sene Boğaziçi’nde okuduktan sonra özel bir şirkette eğitim teknoloğu olarak çalıştım. Daha sonra Milli Eğitim’e atanıp beş ay kadar bilişim teknolojileri öğretmenliği yaptım. Daha sonrasında da Marmara BÖTE’ de yüksek lisans ve doktoramı yaptım. Bölümde öğretim görevliliği ve araştırma görevliliği yaptım. Aynı zamanda üç sene kadar da üniversitemizin rektörlüğünde bilişim teknolojileri koordinatörü olarak görev yaptım. Şu an da Marmara BÖTE’de öğretim görevlisi olarak devam ediyorum.

Kariyerinize baktığınızda hangi adımları atmış olmanın kendi adınıza önemli olduğunu düşünüyorsunuz?

Kendimi geliştirebilmek ve kariyer hedeflerimi gerçekleştirebilmek için iyi bir eğitim almam gerektiğini düşündüm hep. Dolayısıyla da sıkı çalışıp en iyi okullara gitmeye çalıştım. Bunun için öncelikle ortaokuldan sonra İstanbul’un en iyi Anadolu Liselerinden birini, daha sonra da Türkiye’nin en iyi üniversitelerinden biri olan Boğaziçi’ni kazandım. Mezun olduktan sonra yine en iyi hocalarla çalışabilmek için bölümümüzde lisans üstü eğitimime devam ettim.

Kariyerinizde hangi adımlar sizin için en önemli dönemeçler oldu? Nasıl riskler aldınız?

İlginçtir ki aldığım en önemli risklerden bir tanesi üniversiteye giriş sınavında ilk 300’e girdikten sonra bölüm olarak BÖTE’yi yazmamdı. O dönemde bölümümüz pek bilinmediği için mühendislik, tıp veya işletme gibi popüler bölümleri kazanacak puanı almış olmama rağmen BÖTE’yi yazmam çevrem tarafımdan oldukça garipsenmişti. Ben de bu kadar bilinçli değildim tabi ancak şu anda ne kadar doğru bir tercih yaptığımı görüyorum. Her zaman için insanların hayatında olumlu değişiklikler yapmayı hayal ettim. Mesleğim ve Bölümümüz de bana bu imkanı insanların eğitimleri üzerinden yapma fırsatı verdi.

Bir başka önemli dönemeç noktası da lise olarak fen lisesini değil, anadolu lisesini tercih etmemdi. Bütün derslerim oldukça iyiydi ve etrafımdaki birçok kişi sayısalcı olmam gerektiğini, dolayısıyla fen lisesi yazmam gerektiğini düşünüyordu.

Üniversite yıllarınızda bir yerde çalıştınız mı?

Üniversite yıllarımda Boğaziçi’nin mezunlar derneği aracılığıyla özel dersler vermiştim. Bir eğitimci olarak henüz lisans öğrencisi iken öğretmenlik deneyimi yaşamak bana çok şey kazandırdı. Kendi eğitim felsefemi ve yaklaşımımı o zamandan itibaren oluşturmaya başladım.

Üniversiteli gençler, üniversite zamanlarını nasıl değerlendirmeli sizce?

Klişe bir cümle ile başlayayım: öğrenciliğin kıymetini bilsinler. Kendilerini geliştirebilmek için çok sayıda imkanları ve bolca zamanları var. Derslerle sınırlı kalmayarak kariyer hedefleri doğrultusunda bu imkanlardan mümkün olduğunca fazla yararlanmalarını tavsiye ederim. Örneğin; bizim alanda bir eğitim teknoloğu olarak kendilerini geliştirmeleri için pek çok etkinlik düzenleniyor. Bu etkinliklere katılarak hem çok şey öğrenebilirler hem de alanında kariyer yapmış isimlerle tanışma olanağı bulabilirler. Yalnız burada bir noktaya dikkatlerini çekmek istiyorum: bu gelişim süreçlerinde popüler olanı değil, gerçekten yararlı olanı tercih etsinler. Çünkü maalesef pek çok önemli kavramı ve olguyu popülerleştirerek özünden uzaklaştırıyor ve kısa vadeli kazançlarımıza feda ediyoruz… Bir başka tavsiyem de, çok okumaları yönünde. Maalesef öğrencilerimiz arasında okuma oranları çok düşük ve okumak, araştırmak yerine hazır bilgi bekliyorlar…

ddddMarmara BÖTE’nin imkanları nelerdir?

Özellikle son senelerde yaptığımız değişikliklerle birlikte oldukça fazla imkanımız var. Hem lisans da hem de yüksek lisans da birçok imkan sunuyoruz. Burada  tabi hocalarımız ile söylediğimiz üç nokta bizim için önemli.

Birincisi, mesleki gelişim. Yani öğrencilerimizi mezun olduktan sonraki meslek hayatlarına hazırlamaya çalışıyoruz.

İkincisi, bilimsel gelişme. Burada daha çok lisans üstü öğrencilerimize görev düşüyor. Onlar ile birlikte bilimsel çalışmalar yapıyoruz.

Üçüncüsü de sosyo - kültürel faaliyetler. Öğrencilerimizi sadece meslek hayatına hazırlamak, kullanacakları bilgileri vermek değil, onun da ötesinde sosyo - kültürel olarak da gelişimlerini sağlayacak şekilde imkanlar sunuyoruz. Bunun için de iki tane kulübümüz var. Bilişim Teknolojileri Kulübü (BTK) ve Oyun Geliştirme Kulübü. BTK’nın da danışmalığını yapıyorum. Burada tabi özel sektörle yaptığımız iş birliklerimiz de oluyor. Bu şekilde öğrencilerimizi gerçek hayata hazırlamaya çalışıyoruz.

Bilgisayar laboratuvarlarından, akıllı tahtalarına, kullanılan bilgi sistemlerinden, hocaların derslere yaptıkları hazırlıklar ve müfredata kattıklarına kadar teknolojik alt yapımız oldukça iyi. Biz öğrencilerimize özellikle proje geliştirme ve yönetme anlamında oldukça destekliyoruz. Mümkün olduğunca fazla sayıda innovatif projeler üretiliyor. TÜBİTAK ve MEB gibi yarışmalara katılmalarını hem tavsiye ediyoruz, hem destekliyoruz. Buna dönüt olarak da bir takım müfredat da dersler var. Derslerde öğrenciler ile birlikte iş birliği gerçekleştirip hem yarışmalara katılıyoruz. Hem de bu projeleri herkes ile internet üzerinden paylaşıyoruz. Bunun da bir artı olduğunu düşünüyorum.

Çalıştığınız bölüm olan BÖTE hakkında bilgi verebilir misiniz?

Bizim bölümümüz adından da belli olacağı gibi Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Eğitimi bölümü. Eğitim Fakültesinin bir bölümüyüz. Dolayısıyla dışarıdan bakıldığında, temel amacımızın öğretmen yetiştirmek olduğu düşünülebilir. Doğru da sayılır ama atlanmaması gereken bir nokta temel anlayışımız, eğitim teknoloğu yani öğretim teknoloğu diye de geçer. Hem özelde hem devlette çalışabilecek şekilde eğitim teknologları yetiştirmeye çalışıyoruz. Bununla birlikte iyi bir pedagojik formasyon verip bilişim teknolojileri öğretmeni olabilecek becerilerle de öğrencilerimizi donatıyoruz. Eğitim teknoloğu ne demek diye baktığımızda, aslında biz teknolojiyi kullanarak eğitim nasıl daha iyi hale, daha kaliteli hale getirebiliriz. Bunun için öğretim tasarımından tutun, eğitimde teknoloji entegrasyonuna, eğitimde e-dönüşüme, eğitsel oyun tasarımına varıncaya kadar pek çok farklı disiplini de kullanarak öğrencilerimizi donatmaya çalışıyoruz. Bunun da açıkçası proje bazlı derslerle birlikte mezun olduktan sonra çok katkısı olduğu şeklinde geri bildirimleri hep mezunlarımızdan alıyoruz.

Sizi BÖTE’ye yönlendiren sebepler nelerdi?

Az önce de ifade etmiştim: üniversiteye giriş sınavından yüksek puan alıp çok popüler bölümleri kazanabilecekken BÖTE’yi tercih ettim. Çünkü eğitimin insan ve toplum hayatındaki önemini biliyordum ve eğitim alanında yanlış giden bazı şeyleri değiştirmek istiyordum. O dönemde bilgisayarlar bu kadar yaygın değildi ve ben de bilgisayarlara meraklıydım. Hem eğitimle hem de bilgisayarla ilgili olduğu için BÖTE’yi tercih ettim. Özellikle lisansı bitirdikten sonra bilim insanı olarak hayatıma devam etmek istiyordum ve yapmak istediklerim doğrultusunda önümde iki seçenek vardı: birincisi öğretim teknolojileri üzerine devam etmek, ikincisi ise eğitim bilimleri alanına geçiş yapmaktı. Eğitimde bazı değişiklikler yapmak için teknolojinin kullanılabileceğini düşünüyordum ve öğretim teknolojilerini tercih ettim. Akademik çalışmalarımı da bu bağlamda devam ettiriyorum.

Bilgisayar öğretmeni atamaları çok az. Öğretmenlik düşünmeyen ya da atanamayanlarımız için devlet kadrosunda başka alternatif alanlar var mı ve biz bu alanlar için yeterli miyiz?

Kamu kurumları giderek bölümümüzü daha fazla tanıyorlar. Böylelikle öğretmenlik dışında da bölümümüz mezunları istihdam edilebiliyor. İş ilanlarında BÖTE mezunu aradığını ifade eden kamu kurumları oluyor. Özellikle bakanlıklar düzeyinde alternatif kadrolar açılabiliyor. Bölümümüzün doğası gereği çok disiplinli bir eğitim veriyoruz. Müfredatımız içinde yazılım geliştirmeden animasyon tasarımına, sınıf yönetiminden proje yönetimine, uzaktan eğitimden oyun tasarımına kadar çok farklı disiplinleri bir araya getiren derslerimiz var. Bu sayede mezunlarımız -kendilerini geliştirmek kaydıyla- farklı alanlarda çalışmak için yeterli bilgi ve becerilere sahip oluyorlar.

Üniversitelerde, Bilgisayar Ve Öğretim Teknolojileri Eğitimi bölümünde öğrencilere verilen eğitimde bir şeyleri değiştirme fırsatınız olsa bunlar neler olurdu?

Bu konuda öncelikle müfredatımızın güncellenmesi gerektiği kanaatindeyim. Hocalar olarak biz bunu aramızda sürekli konuşuyoruz ancak Eğitim Fakültesi bölümlerinin müfredatı merkezi olarak belirlendiği için kısa sürede sonuç alamıyoruz. Marmara BÖTE olarak ders içeriklerini güncelleyerek ve yeni seçmeli dersler açarak bu sorunu aşmaya çalışıyoruz.

Bir de hep aklımda olan bir değişiklik var: alanımızın doğası ve öğrencilerimizin bölümümüze geliş durumları nedeniyle az önce bahsettiğim farklı disiplinlerde uzmanlık sağlayacak şekilde ikinci sınıftan sonra uzlanım/yönelim sağlanabileceğini düşünüyorum. Yani, öğrencilerimiz isterlerse öğretim tasarımı alanında, isterlerse bilişim teknolojileri öğretmenliği alanında ya da eğitsel yazılım geliştirme alanında bölüm içi yönelimlere ayrılıp seçtikleri alana uygun farklı dersler alabilmeliler. Bunun sonucunda da son sınıfta farklı uzmanlık alanına yönelmiş öğrencileri bir araya getirip iş birlikli projeler geliştirmeleri ve proje geliştirme sürecinde yönelimlerine uygun roller üstlenmeleri sağlanabilir.

Tecrübeleriniz doğrultusunda BÖTE öğrencilerine neler söylemek istersiniz?

Tabi öğrencilerimize söylemek istediğim çok şey var. Aslında farklı mecralarda bunları dile getiriyorum. Önemli gördüğüm birkaç tanesinden bahsetmek isterim. Öncelikle hayal kursunlar ve bu hayallerinin peşinden gitsinler. Ne olursa olsun, kim ne derse desin vazgeçmesinler. Görecekler ki günün birinde hayalleri gerçekleşecek. Ayrıca öğrencilerime hep söylediğim gibi: tek amaç kazanmak olmamalı; hayallerin peşinde koşmak, bu yolda çaba göstermek daha önemli bence. Her şeyin sonuç ve kazanma odaklı olduğu günümüzde, iyi şeyler yapma yolunda sebat göstermeliyiz. Dünyayı daha yaşanır bir yer yapmak benim hayalim. Eğitimin de bu hayalde büyük rol oynayacağını düşünüyorum. Onun için bugün bir eğitimci ve akademisyen olarak karşınızdayım.

Daha sonra çocukluktan itibaren merak etme becerilerini kaybetmesinler. Merak etmek, soru sormak, tecrübelerden yararlanmak ve herkesten öğrenilecek bir şeyler olduğunun farkında olmak hayat boyu öğrenmeyi sağlayacak ve bireyi daha değerli kılacaktır.

BÖTE bölümünün hak ettiği değeri alabilmesi için neler yapılmalıdır?

Bölümümüz yeni bir bölüm olduğu için çok fazla tanınmıyor. Son yıllarda özellikle İstanbul ağırlıklı olmak üzere bir takım eğitim teknolojileri alanı çalışmaları ile aslında daha tanınır hale geldik. MEB tarafından başlatılan ve devam eden Fatih Projesi’nin de önemli bir katkısı var. Zaten dünyada da oldukça popüler bir tartışma konusu: Eğitimde Teknoloji Entegrasyonu. Benim beğendiğim ifadesiyle Eğitimde E-dönüşüm. Bizde de yavaş yavaş bölümümüz tanınıyor. Daha çok kitlelere ulaşmaya başladı. Bir takım kamu kurumları istihdam etmek için BÖTE mezunu arıyor. Bu olumlu bir gelişme. Bölümü en iyi şekilde anlatmaya çalışıyoruz. Özellikle, mezun olduktan sonra size düşen görev de BÖTE’yi iyi temsil etmek. Eğer iyi temsil edilirse, bölümümüz hak ettiği değeri alacaktır diye düşünüyorum.

Bölümde verilen eğitim yeterli midir?

Tabi burada esas olan, “Ne için yeterli mi?”

Üniversitelerde eğitim çoğunlukla öğrencinin sorumluluğunda oluyor. Dolayısıyla, öğrenci kendini geliştirmedikten sonra buradaki eğitim bir noktaya kadar yeterli oluyor. Bizim alanımız bir çok farklı disiplini içeren bir alan. Müfredatımıza baktığımızda, sınıf yönetiminden, proje yönetimine, oyun tasarımından öğretim tasarımına, yazılım geliştirmeden, animasyon tasarımına varıncaya kadar çok farklı dersler var. Dolayısıyla çok farklı disiplinlerle öğrencimizi donattığımızı düşünüyorum. Öğrencilerime de hep söylerim: Eğer okuldaki projelerinizi hakkıyla yaparsanız bilişim teknolojileri öğretmeni, eğitim teknoloğu ya da diğer alanlarda da rahatlıkla çalışabilirsiniz.

"Gerçeklerden kopmadan kendi ilgi ve yeteneklerinize göre bir meslek seçip veya kariyer hedefi seçip o alanda hayallerinizin peşinden koşun."

esadesgin

Kendimizi yetiştirirken daha çok ihtiyacı saptayıp bu alanda ihtiyaç var kendimi bu alanda geliştirmeliyim mi demeliyiz yoksa bazı yeteneklerimize ya da ilgi alanlarımıza mı yönelmeliyiz?

İki boyutuyla düşüncelerimi ifade edeyim. Birinci boyutu, gerçek hayattan kopmamak lazım. Ama bununla birlikte realiteler yani sorudaki ifadesi ile piyasada ihtiyaç duyulan elemanlar olmak için çaba sarf edip mutsuz olacaksak bunun önemli olmadığını düşünüyorum. Diğer boyutu ile kendi ilgi ve yeteneklerimize göre bir meslek seçip o alanda da kariyer yapmaya başlamak eninde sonunda sizi istediğiniz sonuçlara ulaştıracaktır. Dolayısıyla benim tavsiyem, gerçeklerden kopmadan kendi ilgi ve yeteneklerinize göre bir meslek seçip veya kariyer hedefi seçip o alanda hayallerinizin peşinden koşun.

BÖTE mezunları nerelerde çalışıyor? İstihdam durumları nelerdir?

Aslında mezunlarımız her yerde. Bölümümüz çok disiplin içermesinden dolayı birçok yerde mezunlarımız var. Öncelikle, bilişim teknolojileri öğretmenliği geliyor. Hem devlet hem de özel okullarda çalışan mezunlarımız var. Eğitim teknolojileri uzmanı olan ve biraz tecrübelendikten sonra eğitim teknolojileri koordinatörü olarak çalışan mezunlarımız var. Eğitim kurumları dışında eğitim teknolojileri uzmanı çalışılan e-öğrenme uzaktan eğitim paketleri hazırlayan firmalar mevcut. Oralarda da çok sayıda mezunumuz çalışıyor. Onun dışında yazılım geliştirme alanında çalışan mezunlarımız var. Lisans eğitimi boyunca iyi bir yazılım eğitimi verdiğimizi düşünüyorum. O alanda yeteneklerini keşfeden öğrencilerimiz üzerine çalışmalar yaparak sektörde iş bulabiliyorlar. Ölçme ve değerlendirme uzmanı, oyun ve web tasarımı konusunda çalışan mezunlarımız var. Büyük firmalarda özellikle eğitim departmanlarında eğitim teknolojileri uzmanı olarak çalışanlar var.

Bilişim ile eğitimin irtibatta olduğu her alanda mezunlarımız çalışıyor diyebilirim. Burayı tercih etmek isteyenlere tavsiyem: bilişim ve eğitim ile ilgilenenler gönül rahatlığıyla tercih edebilirler. Mezun olduklarında da rahatlıkla iş bulabilir.

BÖTE mezunlarının yüksek lisans yapmasını önerir misiniz?

Yüksek lisans yani lisans üstü eğitim lisanstan daha farklı kazanımlara sahip. Lisans eğitiminde meslek edindirme daha çok ön plana çıkıyor. Ama lisans üstü eğitimde bu alana bilimsel bir bakış var. Bizim programlarımız da tezli lisansüstü programlarıdır. Öğrencilerimize bilimsel bakış açılarıyla bilimsel araştırma yönetebilecekleri bilgi ve becerileri kazandırmaya çalışıyoruz. Dolayısıyla akademisyen olmak isteyenlere özellikle tavsiye ediyorum. Bununla birlikte sahada çalışıp kendini geliştirmek isteyen ve olaya biraz da bilimsel olarak yaklaşmak isteyen herkese tavsiye ediyorum. Yüksek lisans için de zaman ayırmanız gerekir. Aslında mezunlarımızın önünde bir tercih var. Bu zamanı yüksek lisansa mı ayırmalıyım, ya da çalıştığım yer de mi kendimi geliştirmeliyim? Burada tercih yapmakta zorlanılıyor. Bunun temel hedef ile ilgili olduğunu düşünüyorum. Bana bu soru ile gelen öğrencilere sorduğum sorulardan bir tanesi, “Kariyerinde ne hedefliyorsun?”. Eğer akademisyenlik istiyorsa mutlaka yapmalı ama onun dışında kariyer hedefine göre yönlendirmeye çalışıyorum. O açıdan herkes yüksek lisans yapsın demiyorum. Belki o ayıracağı zamanı daha verimli geçirmek kariyeri için daha iyi olabilir. Ama genel anlamda yüksek lisans yapmalarını tavsiye ederim.

Sözleşmeli öğretmenlik gündem de bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz?

Sistem oldukça hızlı değişiyor. Daha önce sözleşmeli öğretmenlik vardı ama kaldırılmıştı. Şimdi tekrar gelmesi gündemde. Eğer mezunumuzun hayali öğretmenlik ise ve çocuklarla bir arada olmayı seviyorsa bir şekilde öğretmenlik yapmasını mutlaka tavsiye ederim. Hiç çalışmadan geçirmek yerine o tecrübenin de önemli olduğunu düşünüyorum. Dolayısıyla sözleşmeli dahi olsa öğretmenlik tecrübesinin öğrencilerimiz için yararlı olacağını düşünüyorum. Ama onun dışında sözleşmeli öğretmenlik kesinlikle ideal bir şey değildir. Kadrolu öğretmenlik varken sözleşmeli öğretmenliğin gündemde olması belki de ülkemizin içinde bulunduğu şartlardan dolayı oluyor. Belki devlet açısından baktığımızda bir mecburiyet. Ama çalışanların özlük haklarına baktığımda bu şartların değiştirilmesi gerekiliyor.

Lisans döneminde yaptığınız çalışmaları belli bir düzende sakladınız mı? Öğrencilerinize bunu öneriyor musunuz?

Her derste öğrencilerime söylerim. Derslerde yapmış olduğunuz projeleri, araştırmaları hakkıyla yapın çünkü hem kendini geliştirme anlamında bunların size çok yararı olacak hem de mezun olduktan sonra yapmış olduklarınızı bir portfolyo olarak saklayıp iş başvurularında kullandığınızda bu size çok ciddi kazanımlar sağlayacaktır. Portfolyolar ile yaptığınız iş başvurularında diğer adaylara göre sizi birkaç adım öne çıkaracaktır. Bunu hem meslek hayatımda tecrübe edindim hem de öğrencilerime sürekli bunu tavsiye ettiğim için mezun olduktan sonra onlardan aldığım geri bildirimler de hep bu portfolyoların işe alım süreçlerinde çok işe yaradığı yönünde. Öğrencilerimiz ödevleri sadece dersleri geçme gözüyle bakmasınlar. O ödevler derste ürettikleri ürünler. Bunları hakkıyla yaparlarsa hem kendilerini geliştirmiş olurlar, hem de mezun olduktan sonra onlar için iyi bir referans olur.

BÖTE’nin bir çok alanı var. Peki bu kişinin kariyer seçimi için avantaj mı dezavantaj mı?

Bunun avantajları ile birlikte dezavantajları da var. Ama burada çok yönlü disiplinli derken bizim öğrencilerimiz ne iş olsa yapar anlamında da söylemiyorum. Önce avantajlarından başlayacak olursam; farklı disiplinleri görmek, o farklı disiplinlerdeki değişik bilgi ve becerileri kazanmaları hayat boyu mesleklerinde yarar sağlıyor. Örneğin; bizim bölüm çok proje bazlı ve projeleri de yürütme bazlı bir bölüm. Bu proje sürecini öğrenciyken yaşayıp, proje yönetimini deneyimlemeleri ve bunu da değişik kitlelere sunmaları avantajdır. Hem akademik etkinlikler, hem de özel sektörün düzenlediği etkinliklerde çokça sunum yapan lisans öğrencilerimiz var. Biz onları teşvik ediyoruz. Lisanstayken yaptıkları projeleri hem akademik konferanslarda hem de bu tür teknoloji etkinliklerinde gidip sunuyorlar. Proje hazırlama ve proje sunma iş hayatında onlara çok büyük kazanımlar sağlıyor. Bu bakımdan alandaki adaylardan bir kaç adım öne geçiyorlar. Şunu rahatlıkla söyleyebilirim; farklı disiplinleri görmek ufkunuzu geliştiriyor, hem de iş hayatlarında kendilerini hedefleri doğrultusunda daha hızlı ilerleyebiliyorlar. Dezavantajları ise, öğrencilerimizde bir kafa karışıklığı olabiliyor. Özellikle son sınıfa kadar yazılım, tasarım, pedagojik formasyon, öğretim teknolojileri, proje yönetimi ile ilgili pek çok ders alıyorlar. Bundan dolayı mezun olunca “Ben ne yapacağım?, Nasıl iş bulacağım?, Hangi alanda çalışacağım?” gibi soruyla karşılaşabiliyorlar. Akıllarında tam oturmamış olabiliyor. Ama burada kendi ilgi ve yeteneklerini bilen öğrenciler bu farklı disiplinler içerisinde birini veya bazen de bir kaçını tercih edip kendilerini de o alanlarda yetiştirip iş bulabiliyorlar. Öğrencilerimize de tavsiyede bulunayım. Bölüme girdiğinden itibaren kendi ilgi yeteneklerini tanıyıp ona göre derslerde kendilerini geliştirip o alanlarda çalışmalar yapıp (staj - kısmi zamanlı olabilir) mezun olduklarında o alanlarda devam etmeliler. Farklı dersleri görmek bazen öğrencileri sıkabiliyor. Bazen öğretmen olmak istemeyenler eğitim bilimleri derslerini neden aldıklarını soruyorlar. Böyle de bakılmaması gerektiğini düşünüyorum. Her derste farklı bilgi ve beceriler kazanılıyor. En önemlisi, bakış açısı genişliyor. Dünyada trend olan mesleklere baktığınız zaman hepsi çok disiplinli ya da disiplinler arası çalışılan meslekler. Sosyal medya uzmanlığı yeni çıkmış olan bir meslek alanı. Hem iletişim becerisi güçlü olacak, hem teknolojiyi yakından takip edebilecek, sosyal medyayı anlayabilecek onun üzerine bir takım fikirler üretecek. Burada da disiplinler arası çalışmak mutlaka avantaj olmaktadır.

Son olarak eklemek istedikleriniz var mı?

Anlattıklarım dışında bölüm tercih ederken öğrenciler hocaları, müfredatı, dersleri incelesinler. O alanda okuyan ve çalışanların tecrübelerinden yararlansınlar. Aslında sizin botemezunu girişiminiz de bu imkanı sağlıyor. Onun için botemezunu.com’u takip etmelerini tavsiye ediyorum. Sizin aracılığınızla bizler de tecrübelerimizi aktarmış oluyoruz. BÖTE’yi isteyerek Marmara BÖTE’ye gelen öğrencilerin pişman olmayacağını düşünüyorum. Öğrencilik ve meslek hayatlarında bunun avantajlarını yaşayacaklardır. Örneğin; fiziksel imkanlar ile birlikte bölümümüzü müfredat ve ders içerikleri anlamında da geliştirmeye çalışıyoruz. Eğitim fakültesinin bir bölümü olduğumuz için müfredatımız da merkezi olarak belirleniyor. Dolayısıyla müfredat değiştirmek uzun zaman alacağından biz en azından bölüm hocaları olarak ders içeriklerini değiştirerek ve yeni seçmeli dersler ekleyerek öğrencilerimizi güncel hayata da hazırlamaya çalışıyoruz. Şu anda 21.yy becerileri popüler bir kavram: içerisinde yaratıcılık, iletişim, yenilikçilik, iş birlikli çalışma gibi bir takım beceriler var. Bu beceriler ile donatmaya çalışıyoruz. Bölüm hakkında söyleyeceklerim bunlar. Mutlaka hayal kursunlar, kesinlikle bu hayallerinden vazgeçmesinler. Bizim bölümde onların hayallerini gerçekleştirmek için pek çok imkan sunuluyor. Bu imkanları kullanıp kendileri için bu durumu avantaja dönüştürsünler.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir