Bestami KAPLAN


P4290325

Biraz kendinizden bahseder misiniz?

Meslek lisesi Bilgisayar bölümü mezunuyum. Anlatmaya buradan başladım çünkü hayatımı değiştiren bir zorunluluktu. Tercihten ziyade o zaman ki katsayı mağduriyetinden ötürü mecburiyetten BÖTE bölümünü seçtim. 2003-2007 tarihleri arası Hacettepe BÖTE (Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Eğitimi ) bölümünü okudum. 2007 Ağustos da hemen öğretmenliğe ilkokulda başladım. Daha sonra İstanbul’da bu görevime devam ediyorum. Şu an bir lisede (Fatih Projesinin altyapı ve üstyapısının tamamlanmış olduğu ) görev yapıyorum. Sadece ilköğretimler ve anadolu liseleri görülecektir

2007'den bu yana halk eğitimler ve hizmet içi eğitimler aracılığıyla yetişkinlere eğitimler veriyorum. Hizmet içi eğitimler yani office, web tasarım, öğretimde materyal kullanımı geliştirme. Fatih projesinde yer alan 25 saatlik tüm branşlara eğitimde teknolojinin kullanımı eğitimleri var. Sultangazi ilçesindeki bu eğitimi benimle birlikte merkezi eğitimleri aldığımız Bilişim Teknolojileri öğretmeni arkadaşımızla birlikte veriyoruz. Yaklaşık toplamda bu sene eğitim verilecek 900 öğretmen var. 400 kadar öğretmene ulaşıldı. Eğitim içeriği genellikle fatih projesinin tanıtılması, etkileşimli tahta yazılımını kullanarak “antropi teach” kullanarak materyal geliştirmesi bunu derste kullanılması, derse yönelik video, ses, animasyon, simülasyon vb. öğrenme ortamlarını 5E planına göre buna uygun bir materyal tasarlayıp bize sunacak. Bunu değerlendirip öğretmene sertifikayı veriyoruz. Şuan ortaokul ve meslek lisesi öğretmenleri eğitimi alıyorlar. Düz lise öğretmenleri bu eğitimleri aldılar. Aynı zamanda okulda idareciyim. Müdür yardımcısıyım. Fatih projesinin tüm bileşenlerinde aktif olarak rol aldım. Kurulumundan, keşif sürecine, tablet dağıtımına ve tahtaların yapılandırılmasına kadar görev aldım. Bu tahtaların hiçbiri kullanılır halde gelmiyor. Standart bir windows geliyor. Hiç bir şey kurulu olmuyor. Yapılandırıyoruz. Bilgisayar öğretmenlerinin kullanmış olduğu web siteler de hazırlanan çeşitli çalışmalar oluyor.  Bir imaj oluşturuluyor. Bu EBA'da da yayınlanıyor. Oradan indirip tüm tahtalarda kullanıyoruz. Süreci kolaylaştırmaya çalışıyoruz.

BT Rehber öğretmenliği görevinde de uzun süre çalıştım. Fatih projesinin başından beri kendi okulumda üç yıl yaptım. Başka okulların muayene kabul komisyonlarında da görev aldım.  Tüm sürece hakim olduğumuz için eğitim ve donanım kısmında neye ihtiyaç olduğu, ne sorunlar olabileceği noktasında yeterli alt yapıyı kendi kendimize ediniyoruz. Genellikle çalışan bilgisayar öğretmenlerinde şöyle bir tavır var: "Biz tamirci miyiz?". Öyle bir durum yok aslında. BT rehber öğretmenlerinin tek sıkıntısı görev tanımlarının tam net olmaması. Biraz da bizim çalışma şeklimizle alakalı. Eğer kendimizi idarecilere kendimiz ne yapabileceğimiz doğrultusunda net gösterebilirsek işimiz Fatih Projesinde dersten kalan vakitlerde öğretmenler bilişim teknolojilerinde rehberlik etmek. Bizler aynı zamanda "öğretim teknoloğuyuz" diyoruz. Şu an okullarda da derler. EBA dediğimiz bir sistem var. Orada gerçekten iyi çalışmalar var. Bu konuda YEĞİTEK içerisinde bir bölüm var. Sürekli olarak içerik geliştiriyorlar. Özelden de destek alıyorlar sanırım. BÖTE mezunlarının bu noktada bahaneleri bırakıp öğretmenlere nasıl faydalı olabileceğini düşünmeli. Süreç buna gösteriyor.  Elbette ders önemli. Bu projeye her şeyden önce bilgisayar öğretmenlerinin sahip çıkması gerekiyor. Çok eleştiriliyoruz. Görev tanımlarımız belli değil. Okul idareleri olmadık işler yaptırıyorlar. Ama ben 6 yıldır bu okuldayım O açıdan bir sorun yaşamadım. Kendinizi net ifade ettikten sonra insanlar sizden ne isteyebileceğini biliyor. Bir şekilde aşıyoruz bunları. İlk senelerde bunun sıkıntısını yaşıyoruz.

Üniversitedeki öğrencilik yıllarınızda neler yaptınız?

Bol bol eğitim yazılımları yaptık. Bizim bölümdeki hocalarımız öğretim materyali ve tasarımında kitap tasarlayan, kitaplarda isimlerini gördüğünüz, BÖTE' nin kurulma aşamasında yer alan, ilköğretimler de mevcut basamaklı müfredatını hazırlayan kadrodur. Bölümdeki hocalar bakımından şanslıydık. Yoğun bir eğitim- öğretim sürecinden geçtik. Eğitim ve programlama derslerimizle birlikte hep ürünler ortaya koyduk. Sınav anlamından öte sürekli projeler geliştirdik. Eğitim yazılımları geliştirir ve bunları uygulardık. Birinci sınıftan beri yoğun bir şekilde gerçekleştirdik. Derslere devam zorunluluğu vardı. Zaten devam etmezseniz bir çoğunu yapamıyordunuz.. Ama faydası oldu. KPSS' ye çalışmama gerek kalmadı. Eğitim sınavlarını birçoğumuz kolaylıkla yaptık. Mezunun dönemimden birçoğu öğretmen oldu. Özelde de çalışanlar var. Öğretmen olmayan bir iki kişi var. Onlarda özel sektörde devam ediyorlar.  Burada tabi 2007 yılındaki sınavdan ve alımın daha fazla olmasından gibi nedenleri de var. Dolu dolu bir dört yıl geçirdik. Hacettepe de okuduğum için şanslıyım. Zamanında niye teknik eğitimi seçmemişim diye düşünüyorum. Yönlendiren olmamıştı. Boğaziçi, ODTÜ, Hacettepe diye yazmıştık.  Peşinden Marmara Teknik Eğitimi yazmıştım. Puana göre yazmıştım. Bilseydim Marmara Teknik Eğitimi üstte yazardım. Böyle bir ayrımın olduğu o senelerde net bir bilgi yoktu. İlk mezunlar 2002'de atanmıştı. MEB sonra yönetmelik çıkardı.

Peki öğretmen olmaya o yıllarda mı karar verdiniz?

KPSS' ye mezun olduktan sonra 10-15 gün çalıştım. O zamana kadar öğretmen olmayı düşünmemiştim. Özel sektörde bir deneyimim olmadı. İstanbul da olanlar daha şanslı. Ankara o konuda içine daha kapanıktı. Tabi 2007 şartları ile günümüz şartları çok farklı. Günümüzde BÖTE okuyor olsa idim bambaşka birisi olurdum sanırım. Çok hatırlamıyorum. Şimdi ki BÖTE mezunlarının kalitesi ile o zamanlar çok farklı. Özel sektörde yetkinliğini bir yere getirirse yerleşmesi daha kolay. O zamanlar da BÖTE bölümünü bilmiyorlardı. Bilgisayar öğretmeni olarak açıklamak zorunda kalıyorduk. Materyal geliştiririz, öğrenme süreçlerine hakimiz, süreçleri çıktıları değerlendirebiliriz. Birçok alan var. Ama o zamanlar da asenkron, sekron öğrenme gibi terimler çok kullanılan terimler değildi. Şirketlerde de öyleydi. Sosyal medya da bu kadar çok kullanılmıyordu. Yazlım konusunda yetkin olan yazılımcı, özel okulda çalışıyorlardı. KPSS' ye girdim. Tercih yaptım. Sonra İstanbul'a geldim. Öğretmenlik tüm gününüzü alan bir meslek. Öğretmenliği seviyorum. Öğrencilere faydalı olmayı, bilgisayar sınıfında yeni bir şeyler keşfetmeyi öğrenciye bunu aktarmayı aynı zamanda öğretmen arkadaşlara yetişkin eğitimler vermeyi sevdiğimi görmeye başladım. Milli eğitimin içerisine girince çıkılması zor bir yapıdır. Onun da rahatlığı vardır ister istemez. Elimden geldiğince, farklı alanlarda deneyimlerimi paylaşır yazıya döker idim. Kişisel bir web sitem var idi ve 2006 senesinde alanında sanırım tek idi. Eğitim teknolojileri hakkında yazılar yazardım. En son üniversitenin server'ında bir temizlik yapmışlar. Yedeklemede almamışlar. Bir güzel silmişler. 2007'den beri yaptığımız bir projemiz vardı. Eğitimde internet kullanımı ile ilgili bir ders almıştık. O zamanlar eğitimde blogların ve wikilerin kullanımına dair yazılar oluşturuyorduk. Çalışmalarımızı sunuyorduk. Orada başladığımız projeye ben devam etmiştim. Deneyimlerimi yazıyordum. Yaklaşık 2011'e kadar devam etti. Sonra bir gün bir anda gitti. Terzi kendi söküğünü dikemez misali... Çok güveniyoruz o konuda kendimize.  Öğretmenliği seçmekten çok mecbur kaldım. Meslek lisesi mezunuyum. Katsayı problemi vardı. Yoksa benim merakım yazılım üzerineydi. Ama öğretmenliği de seviyorum.

Bölümdeyken mezuniyetten sonrasına yönelik kaygılarınız ve çalışmalarınız var mıydı?

Kaygım yoktu. Devlete atanma şansım yüksekti. 76 puanla atanmıştım. 72'lere kadar düşmüştü. Genel yetenek ve kültür kapsamında problem yaşamıyorduk. Bu kadar mezun sayısı yoktu. Birkaç özel üniversitelerde vardı. 2000 mezun varsa, 1500'ü atanıyordu. En kötü özel okulda iş buluruz diyorduk.

Başarılı ve aktif bir öğretmen olabilmek için okullarda verilen eğitim yeterli mi sizce? Şunlar da olsa daha iyi olurdu dediğiniz şeyler var mı?

Hep diyoruz ya: " Öğretmen artık bilgiyi veren kısımdan çıkıyor, yönlendiren kısımda yer alıyor". Eğitim teknolojileri kullanımı gerçekten üst seviyede olmalı. Özel okullar bu konuda çok çalışmalar yapıyorlar. Eğitim sertifikasyonu programlarına veya atölyelere katılıyorlar.(Bknz. EğitimTek Platformu 🙂 )  Devlet de kendince Fatih Projesi üzerinden hizmet içi eğitimlerle bir çözüm bulmaya çalışıyor. Üniversitelerde bütün öğretmenlerin üç veya dördüncü sınıftayken eğitimde teknolojinin kullanımı dersi en az iki dönem şeklinde okutulması lazım. Çünkü eğitim teknolojileri çok büyük bir derya. Fatih projesinin içeriğinin ardından öğretmenlere kullanıp test ettiğim eğitim teknolojileri ile ilgili mobil uygulamalar, web üzerinden çalışanlar var. Sadece google dökümanlar ile inanılmaz şeyler yapılabiliyor. Birçok öğretmen özellikle devlet de öğretmen bu bilgiyi hiç bilmiyor. Mikrofonla dökümana yazı yazabileceğini, bulut bilişim uygulamalarını vs. bilmiyor... Bunlar tabi ki ayrıntı şeyler.  Online olarak google dökümanlar her işi görüyor. Aynın anda birçok öğretmen ve öğrenciler çalışabiliyor. Bir düşüncem var. Bilişim bölümü öğrencilerimle google classroom yapısını oturtmak istiyorum. k12 adresi alıp e-posta alama gerekiyor. Bir pilot uygulama şeklinde 10 öğrenci için alacağım. Öğretmenlere bir kaç saatlik eğitim vereceğim. Orada kendi sınıflarını oluşturacaklar. Devlet okullarında yaygın değil.  Google Classroom' un tüm süreçlerini öğrencilerimle blog şeklinde yazacağız. Tecrübelerimizi aktaracağımız bir çalışma planlıyorum. Seneye Eylül' de okulu Google okulu yapmak istiyorum. Belki Google'ın dikkatini çekerim 🙂

Zamanında okulları web siteleri MEB'in standart yapısında değildi.  Ben o zamanlar okulun sitesini wordpress  ile yapmıştım. İnanılmaz bir ziyaretçi çekmişti. Okula gelir olsun diyerek google adsense başvurdum. Meğer k12'ye adres vermiyorlarmış. Tıklama ve sayfa gösterimi çok fazlaydı. Okulun öğrenci sayısı 3000'di. Bir duyuru yapıyorduk.  Bütün her şeyi oradan hallediyorduk.  Sosyal medya ile de bütünleşikti.  Bilişim öğretmenleri okullarına o konuda daha çok katkı sağlayabilirler. Çok iyi çalışmalar yapan arkadaşlar var.

Öğretmen olmak isteyen  öğrencilere önerileriniz nelerdir?

Kendi alanlarında yetkinliklerini arttırmaya yönelik çalışmalar da bulunsunlar. Çünkü öğretmenlik yeri geliyor bütün gününüzü meşgul eden bir meslek olurken bazen gerçekten çalışma anlamında fazlasıyla vakit bulabileceğiniz iş temposuna sahip olabiliyorsunuz. Hem öğretmenlik yapıp hem de yazılım anlamında kendinizi geliştirebileceğiniz fırsatlar fazlasıyla var. Öğrenciyi seviyorsa, çocuklarla uğraşmayı eğitim anlamında yeni bir şeyler koymayı, eğitim teknolojileri hakkında böte mezunları için, Fatih projesi ile çalışmayı düşüyorsa ve öğretmenliği de seviyorsa hiç düşünmesinler biraz da KPSS yardımıyla bir yerlere geleceklerdir. Atamaları yapılacaktır.

OLYMPUS DIGITAL CAMERA

Bir gün öğrencilerle konuşuyorduk. Kasadakileri öğrenemiyoruz dediler. İlla kapalı kutu olması gerekmediğini söyledim. Bir bakın kasayı bir tahtanın üzerine monte edin, çalışıp çalışmadığını görün dedim. Ardından çalıştırdılar. Öğrenci öğrenmeyi içselleştirsin diyoruz ya içselleştirme örneği bu işte. Onun üzerine kafa yormuyoruz.

Pardus, Linux anlatırdım. Geçen sene çocuklara, bu bilgisayarların hepsine farklı farklı Linux dağıtımı kurdurmuştum. “Bilgisayarları bozun. Ama geri yapacaksınız.” Dedim. Eskiye göre Linux türevleri çok fazla. Ama yine de o alışkanlıkları bir türlü kıramıyoruz. Akıllı tahtalarda Pardus var. Ama açılışta var sadece. Hatta Pardus’ un ilk sürümünün de eğitimini aldım ben. Pardus’ un etkileşimli tahtaya yönelik bir sürümünü çıkardılar. Sözde bütün tahtalar öyle olacaktı. Çok büyük bir devrim olur diye düşündüm. Ama olmadı. Benim elimden gelse bütün bilgisayarlara Linux kuracağım. Öğretmenler odasına Mint kurmuştum. Windows ara yüzüne en yakın olanıydı. Gayet güzel kullandılar.

Gördüğümüz kadarıyla Fatih Projesi okulunuzda bayağı ilerlemiş durumda. Şu an bu aşamada olan başka okullarda var mı?

Evet. Mesela okulumuzun biraz ilerisinde olan Anadolu Lisesi’nde de Fatih Projesi’nin alt yapısı bitmiş durumda. Ben projenin başından itibaren, en ufak şey de bile defalarca uğraştım. Mesela Sultangazi ilçesinde 4 okulda bu proje bitmiş durumda. Faz1 kapsamında biten okullar bunlar. Faz1 dediğimiz 2012 yılında başlayanlar, yani siyah çerçeveli olanlar. Faz2 kapsamı ise beyaz çerçeveli ve donanım olarak daha üst seviyedeki etkileşimli tahtalar. Türkiye’de Faz1’de yaklaşık 1300 okul vardı. Faz1 kapsamında birçoğunun alt yapısı bitti. Fiber hat geldi. İstanbul genelinde en hızlı olanı bize denk geldi sanırım .(Yaklaşık 496 MBit hız ölçmüş idik.)  Bu iyi oldu. Şu an okulun içinde her yerde her bilgisayar da internet var. Kablosuz olarak da var. Tabletler, tahtalar bağlanabiliyor. Sınıfların hepsinde var. 34 tane akıllı tahtamız var. 32 tanesi Faz1, 2 tanesi Faz2. Umarım bilgisayar sınıflarının başına gelen bunların başına da gelmez. Zamanında bilgisayar sınıfları açıldı. Çoğu çöp oldu gitti. Ben buraya 2011 Ocak’ta buraya geldiğimde buranın bilgisayar sınıfları 2010 Ağustosu’nda kurulmasına rağmen hiç kullanılmamıştı. Çocuklar bozar diye. Devlette öyle bir algı var. Bu algıyı kırmanın yolu, biraz gözü kara olmak, biraz lafını dinletmek. Bilişim öğretmenlerinin bu konuda sorumluluk alması lazım. Ben bu anlamda sorumluluktan kaçmadığım için yapması bana kolay geliyor.

Okulunuzda kaç tane Bilişim Teknolojileri Öğretmeni var?

Kadrolu olarak bir ben varım. Başka da yok. Bir tane ücretli olan öğretmenimiz var. Şu an ataması yok. Eylül de bir atama geldi Teknik Eğitimden. Dört gözle bekliyorum. Sorumluluğu ona devretmek için. 30+1 bilgisayar sınıfları kurdurttuk. Donanım altyapısı olarak iyi bir okuluz, düşünün ki bilgisayarlarda SSD disk var 🙂

Okulunuzda Müdür Yardımcısı olarak çalışmaya nasıl başladınız?

Şöyle oldu. Bilişim Teknolojileri Öğretmeni olduğunuz için tüm işler size geliyor. Ders programı falan. Bide okulun en eski öğretmeni ben oldum neredeyse. Bende bir iş yapıyorsam bunun bir adı olsun istedim. Yoksa diğer türlü hep bilgisayar sınıflarındaydım. Benim bir yerde karar verici noktada olmam lazım işleri daha üst perdeden müdahale etmek için. Okulda tüm idareciler gitti. Bende eski bir öğretmen olduğum için müdür yardımcısı olmamı istediler. 12 saat dersim var. Bilişim Teknolojileri Temelleri dersine giriyorum. Evim de yakın olduğu için benim mesai kavramım noktasında pek sıkıntım olmuyor.(Bu noktada Aileme bana gösterdikleri sabırdan ötürü sonsuz teşekkürler 🙂

Üniversite zamanımda da böyleydim. İşim bitene kadar da okulda kalır onları hallederim. Öğretmenlik çok uzun vade de yapılabilecek bir iş gibi görmüyorum. Eğer kendinizi yeterli görüyorsanız, idareci konumuna girmeleri şart. Artık tüm sistemler elektronik. Öğrencilerim staj yapacaklar. Onlara hep söylüyorum gidin iyi firmaların kapılarını aşındırın. Uğraşın bir şeyler yapmak için diye. Körelmek isterseniz körelirsiniz bu sizin elinizde. Çok başarılı öğretmenlerimizde var. Geldiğinden çok daha geride olan öğretmenlerde var.

BÖTE Mezunu olmanın avantajları nelerdir?

Öğretmenliğe atanma noktasında çok büyük avantajı var. Onun dışında eğitim öğretim süreçlerine diğer öğretmenlere göre farklı bakıyorsunuz. Öğretim teknolojileri ifadesi çok önemli, çünkü aldığımız dersler gerçekten eğitim-öğretim sürecini değerlendirirken, süreci izlerken, süreç sonunda diğer öğretmenlerden daha farklı bakış açısıyla bakmamamızı sağlıyor. Ve tabi ki teknolojiyi daha üst seviyede daha değer katacak noktada kullanabiliyoruz. En büyük avantajı da bu diğer öğretmenlere göre. Hep bir ayağınız yazılımda olduğu için o konuda kendinizi güncel tutabiliyorsunuz.

Hacettepe BÖTE’ li olmanın size ne gibi avantajları oldu?

Ankara’da olmasının çok fazla avantajı oldu. Ben İstanbul’daki pek çok üniversiteyi gezdim ama İstanbul’da öğrenci olduğunuzu hissedemeyebiliyorsunuz. Ankara’da bir yere gidersin sadece öğrencilere yöneliktir orası. Öğrenciye yönelik mekân, çalışmalar etkinlikler çok daha fazladır. Hele ki Hacettepe’ de öğrenci kulüpleri çok etkindir.  Seçmeli dersler hiçbir zaman zorunlu değildi. Biz 2003 ’te internet üzerinden ders seçerdik. Eğer kontenjan dolu değilse istediğimiz dersi alabilirdik. Mesela ben voleybol, futbol ve eğitimde drama dersi aldım. Seçmeli dersler tamamen bölüm dışı dersler vardı. Bilardo bile seçmeli ders olarak vardı. Gidip mesela Fotoğrafçılık kulübünden eğitim bile alabiliyorduk seçmeli ders olarak. Bilgisayar Mühendisliği’nden Yazılım dersi alabiliyorduk. Bu anlamda müthiş bir yapısı vardı. Özellikle Hacettepe BÖTE’ nin hocalarının tek tek emekleri gerçekten karşılığını verdi bize. O farkı her zaman hissettik biz. Mesela diğer üniversiteler, bizler daha bitirme projesiyle uğraşırken onlar KPSS’ ye çalışmaya başlamışlardı. Dersleri pek takmıyorlardı. Ama bunun faydası sınavda anladık. Eğitim sorularının çoğunu anında rahatlıkla cevaplayabildik. Ekstra bir çalışma gerekmedi. Ve tabi süreçte de faydasını görüyoruz. Birçok anlamda belli bir eğitim seviyesinde ki insan ve öğretmen, daha doğrusu bölüm hocalarınız belli bir seviyeye getiriyorlar. Bunu hissedebiliyorsunuz. Üniversite kültürü dedikleri bir şey vardır. O üniversitenin kültürü sizi belli bir seviyeye getiriyor ve onu öğretmenlik hayatınızda da, kişisel sosyal hayatınızda da hem kendiniz hissediyorsunuz hem de hissettiriyorsunuz. Bunun çok katkısı oluyor. Hacettepe’nin o anlamda dünyaya bakışı değiştiriyor. Hem de hayata katkısı açısından Hacettepe’nin çok katkısı oluyor.

Lisans hayatınızda yaptığınız çalışmaları bir portfolyo şeklinde saklıyor musunuz?

Düzenli olmayan bir arşivim var. Visual Basic' te Eğitim Yazılımı anlamında çok fazla çalışma yapmıştık. Bir arşivde duruyor ama neyin nerede olduğunu hiç hatırlamıyorum. Üniversite de bu düşünce de değildim. Üniversitedeyken keşke daha fazla aktif olsaydım. Keşke dediğim çok şey var. Bizde Erasmus Programları daha yeni yeni başlamıştı. Bizim bölümün karşılığı yoktu. Bölüm anlamında sıkıntı yaşanıyordu. O yüzden Erasmus programlarına başvuru yapamıyorduk. Yurtdışı deneyimi yapamadığımız içinde eksiklik hissediyoruz. Onu zaten dil anlamında da yaşadık.

bestami_hacettepe

Şu an ki öğrencilere portfolyo hazırlamalarını önerir misiniz?

Güncel bir web siteleri olsun. Blog tarzı olabilir. Sadece çalışmalarını yayınladığı bir web sitesi olabilir. Kayıt tutsunlar yani. Çünkü kayıt tutunca dört, beş yıl önceki seviyeni daha iyi görüyorsun. Ne noktaya geldiğini anlayabiliyorsunuz. Artık eskisi gibi çok fazla yazılım noktasında üst düzey olmaya gerek yok bir şeyleri yapabilmek için. Bir WordPress sistemini kullanıp çok güzel web sitesi ortaya koyabilirsiniz. Burada kendi alanınızla ilgili, kendi tecrübelerinizi, kendi deneyimlerinizi veya sıradan şeyleri bile kayıt altına aldığınız zaman bunu bir alışkanlık haline getiriyorsunuz. Kendinizi güncel tutuyorsunuz. Ne zaman yazmayı bıraksanız, o zaman bir şeylerden uzaklaşıyorsunuz. Onun dışında Eğitim Teknolojileri alanında Türkiye’de, birçok web sitesi, eğitim konuşmaları, Eğitimde Teknoloji Zirveleri gibi alanlarda atılım var. Sürekli kendiniz tarafından kayıt altına alınması gerekir. Biz bilgiyi de tüketiyoruz. Yeri geldiğinde üreten bir toplum olmamız gerekiyor. Bunun zaten birincil şartı öğretmenlerin kendi öğrencilerine aşılaması lazım. Aşılaması için öğretmeninde bilgi üretmesi lazım. Öğretmenlik sadece var olan bilgiyi öğrenciye aktarmak değil. Bilgiyi alıp tekrar organize edip bunu öğrenciye düzgün bir şekilde sunabilmektir. Yapılandırmacı eğitim dediğimiz de tam olarak bu zaten pratiği bu. Bir hocamız hep derdi ki; “Kendi sözlerinizle ifade edin”. Bende hep bunu söylerim. Yani bir şeyi ezberden değil kendi sözlerinizle ifade edin. O zaman öğrendiğiniz ortaya çıkar. Son olarak; nasıl olursa olsun ister teknolojiyi kullanın ister sınıfınızı ters yüz edin ama öğretmenliğinizin tüm çıktısı dokunabildiğiniz öğrenci kadardır. Bu sözü  kendine prensip edinen öğretmenlere ihtiyacımız var fazlası ile. Sizlere de öğrencilik hayatınızda ve tabi ki eğitim-öğretim süreçlerinizin tamamında başarılar diler bizlere bu fırsatı verdiğiniz için teşekkürlerimi iletmek istiyorum.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir