Ahmet ARSLAN



dsc_8093Kısaca sizi tanıyabilir miyiz? Kariyerinizde hangi adımlar sizin için en önemli dönemeçler oldu?

Anadolu Üniversitesi Eğitim İletişimi ve Planlaması bölümünden 1999 yılında mezun oldum. İsteyerek mezun olduğum bu bölümü okumuş olmaktan dolayı fevkalade mutluyum. Aslında BÖTE’ye yakın bir bölüm diyebilirim. Çünkü eğitim hayatımda bu bölümün, BÖTE’ye geçişte çok büyük katkısı olduğunu düşünüyorum. Hali hazır da BÖTE müfredatında yer alan Öğretim Tasarımı dersini biz lisans düzeyinde bu bölümde almıştık. O bölümü tamamladıktan sonra Marmara Üniversitesi’ne geldim. Anadolu Üniversitesi’nde yüksek lisans yapmak istiyordum ama sınavı kaçırmam İstanbul’a dönmeme neden oldu. Burada Eğitim Teknolojisi alanında yüksek lisans, ilköğretim alanında da doktora çalışmamı tamamladım. Bölümde öğretim üyesi olarak çalışmaya başladım. Akademik kariyerlerimdeki kırılma noktalarından biri Eskişehir’i terk edişim oldu. O da dediğim gibi sınavı kaçırma olayı dolayısıyla buraya geldim. Bizim için olumsuz görünen bir şey başka bir kapıyı açtı. Daha sonra buradaki eski bölüm başkanımız sayesinde bu bölüme gelerek burada akademik kariyerimi sürdürüyorum.

Üniversite yıllarınızda bir yerde çalıştınız mı?

Üniversite yıllarımda uzun boylu olarak bir yerde çalışmadım ama projeler yaptık. O zaman örneğin bir dijital yıllık projesi yapmıştık. Bundan iyi miktarda paralarda kazanmıştık. Web siteleri yapardık. Bir ajansla kısa süreli bir çalışmamız oldu. Böyle sürekli değil de kısmi işler yaptık. Eskişehir, tabi İstanbul gibi olanaklara sahip olmadığı için bu tür iş olanakları yani sizlerin sahip olduğu iş olanakları orada bu derece değil. En azından bizim öğrenci olduğumuz yıllarda çok fazla imkân yoktu. Az olan imkânları da değerlendiriyorduk. Mesela iki arkadaşımla birlikte Eskişehir’de üniversite tarihindeki ilk dijital yıllığı hazırlamıştık. Bu bizim portfolyomuza koyduğumuz, anlattığımız güzel bir işti. Ama sizlerinki gibi özellikle kendi öğrencilerimde gördüğüm şekli ile bir çalışma yaşantımız yoktu. Burada bizim öğrencilerimizin bir kısmı kısa olmayan sürekli işlerde çalışabiliyorlar. Birinci sınıftan itibaren alanıyla ilgili veya yakından ilgili yerlerde çeşitli işler bularak çalışan öğrenci sayımız yadsınamayacak kadar çok. Böyle olan ve şahsen tanıdığım 30 civarında öğrenci var.

Çalıştığınız bölüm olan BÖTE hakkında bilgi verebilir misiniz?

BÖTE, 1998 yılında kurulan bir bölüm. Aslında geçmişi çok olan bir bölüm değil ama çok faydalı ve çok gerekli olduğunu düşündüğümüz bir bölüm. Burada kuruluş amacı Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Öğretmenliği adı altında bir bölüm olarak kurulması. Ama bunun ders müfredatları, kalitesi ve gerekliliği konusunda hiçbir şüphe yok. Toplumumuz hatta üniversite camiamız bunu yanlış yorumluyor. Salt öğretmen yetiştiren bir bölüm gibi algılıyor. Evet yetiştirdiğimiz öğrencileri öğretmenlik losyonuyla, öğretmenlik mesleğinin gerektirdiği niteliklerle donatıyoruz. Bunda hiçbir şüphe yok. Ancak BÖTE isminde de Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Eğitimi alanı yanlış olarak sadece bilgisayar öğretmeni şeklinde yorumlanıyor. BÖTE’nin ismi de tartışılıyor. Ama ne olursa olsun BÖTE’den mezun olan öğrencilerin, çok değerli niteliklerde mezun olduğunu düşünüyorum. BÖTE hem öğretim tasarımcısı hem öğretim teknoloğu hem bilgisayar öğretmeni hem de değişik alana yakın branşlarda, değişik bilgilerde donanan öğrenciler yetiştiren kaliteli bir bölüm. “BÖTE kapatılacak. Lisans öğrencisi almayacak. “ gibi söylentiler biz bölüme girdiğimizden itibaren yani 17 yıldır devam ediyor. Böyle söylentiler olabilir. Ama hali hazırdaki BÖTE’nin durumu, yetiştirdiği öğrenciler olsun, müfredatı olsun, ülkemizin eğitim fakültelerinde gidilebilecek en iyi bölümlerinden bir tanesi.

Üniversitelerde, Bilgisayar Ve Öğretim Teknolojileri Eğitimi bölümünde öğrencilere verilen eğitimde bir şeyleri değiştirme fırsatınız olsa bunlar neler olurdu?

Bölümler olarak kaliteliyiz. Ama bir kısım derslerin farklı üniversitelerde farklı bölümlerde farklı içeriklere sahip olmasına karşın farklı şekil işlemlerinin, ders öğrenme çıktılarının bile farklı olduğunu görebiliyoruz. Bu tür farklılıklar var. Öncelikle bizim her bölümün yani ülkede kaç tane BÖTE varsa bu BÖTElerin tamamının müfredatlarının eşit olması gerekiyor. Yani benzer şekilde öğretiyor olmaları gerekiyor. Çok fazla farklılaşmamaları gerekiyor. Sorunuz ile irtibatlı olarak biz BÖTE de illa şu olsun dediğimiz zaman ben mutlak surette piyasayla entegre olacak derslerin olması taraftarıyım. Bunları mutlaka koyardım. Mesela BÖTE’yi bir öğretmenlik stajı gibi mühendislik fakültelerinde olduğu şekliyle bir veya iki yaz dönemi çeşitli bilişim, eğitim danışmanlık firmalarında, öğretim ile ilgili tasarım geliştiren firmalarda ya da resmi kurumlarda bu stajlarını yapmalarını sağlayacak bir müfredat değişikliği yapardım. Bir de okul toplum iş birliğine dönük derslerin içerisine bir kısım ögeler yerleştirmeye çalışırdım. Yani yaptığımız projeler siz mezun olduğunuzda, geriye dönüp baktığınız zaman belki toplamda yirmi, otuz proje ya da projeyi ciltleyeceğimiz irili ufaklı değişik çaplarda projeler üretiyorsunuz. Ve bunlar genelde hayali problemler üzerine kurgulanıyor. Ben en çok bu hayali problemler üzerine kurulan problemlerin değişmesi için müfredatta değişikliğe giderdim. Gerçek problemler üzerine kurgulasak aslında bunları sadece dersin bir projesi olarak değil de sanayide, endüstride, toplumda değişik kısımdaki gerçek problemlere çözüm üretecek projeleri, üreteceğiniz derslerin olmasını sağlamaya çalışırım. Yani buna gücüm yetseydi. Benim görebildiğim en büyük eksikliğimiz o. Var tabi ki bunlar ama sayıları çok az. Yani bütün ürettiğiniz o emeğinizin piyasada da bir karşılığı olması gerektiğini düşünüyorum. O tür yerlerle az önce bahsettiğim eğitim, tasarım, yazılım, internet ve veri tasarımı ile ilgili çeşitli ürettiğimiz eğitsel içerikleri, gerçek dünya problemlerinden alınmış, çözüm sağlayacak ders içeriklerinin olmasını, değiştirilmesini sağlamaya çalışırdım.

Fatih Projesi’nin bölümümüze nasıl bir katkısı olacağını düşünüyorsunuz?

Fatih Projesi bütün ulusu ve ulusun eğitimini ilgilendiren çok büyük bir proje. Bu proje kapsamında değişik nitelikteki insanlar tabi ki istihdam ediliyor ve edilmekte. Bu projenin başlangıç aşaması ikinci, üçüncü fazı gibi değişik seviyelerde, okullarda tabletin, bilgisayarın, akıllı tahtanın, teknolojik cihazların yaygın kullanımı ile ilgili olarak bu proje geliştirilecek. Devam edilecek. Projenin bir kısım aksayan, olumsuz kabul edilen ya da istenildiği şekilde gitmeyen yönleri tabi ki var. Ama bu projeyi iyi niyetli bir proje olarak değerlendirmeyi ve projenin her aşamasında da BÖTE bölümlerindeki öğrencilerin istihdam edileceği alanlar olduğunu düşünüyorum. Bizim BÖTE mezunlarımızın milli eğitimde ki istihdamlarındaki çeşitli problemlerinin çözülmesi gerekmektedir. İşte bunlardan bir tanesi mesela bilgisayar öğretmeni olarak istihdam ettiği öğretmeni, ondan teknik destek almak dışında başka bir iş te kullanmıyorlar. Tıpkı rehberlik ve psikolojik danışmanlık mezunları gibi onların okullardaki fonksiyonları gibi bir fonksiyonu ben BÖTE mezunu arkadaşların yerine getireceğini düşünüyorum. Fatih Projesi’nde de diğer branşlara yardımcı olma, bu teknolojide ki dirençleri ortadan kaldırmaktan tutun da bu sistemin sürekliliğini sağlama, sisteme uygun ders içerikleri geliştirmeden tutunda sistemin bakımını yapmaya kadar her ilde, ilçede, okulda çeşitli aşamalarda BÖTE mezunlarına ihtiyaç olacaktır. İnsanlar teknolojiyi kullanmayla kendilerini yeterli görmeleriyle bilgisayar öğretmeni olan ihtiyaç arasında yanlış bir ilişki kuruyorlar. Hani bu çağ da iyi kötü herkes teknolojiyi kullanıyor. O zaman bilgisayarı da herkes ihtiyacı olduğu kadar iyi kötü öğreniyor. O yüzden BÖTEliye gerek yok şeklinde çok sığ düşünceler ile karşılaşabiliyoruz. Zaten bizim 21. YY yeterlilikleri dediğimiz bir kısım okuryazarlıklar var. Bunlardan bir tanesi de bilişim. Bilgisayar okur yazarlılığındaki alanlar. Tabi ki teknolojik aygıtların olanakların gelişimi ile bu olanakları kullanan insanların sayılarında da inanılmaz artışlar oluyor. Ben kendimden örnekler vereyim; Üniversite yıllarımdan bahsettik. 1999, mezun olduğum yıldan iki yıl önce şahsi bilgisayarım olmuştu. Çok yüklü miktarda para ödemiştim. Hem kendi hem de ailemin bütçesini çok zorlayarak buna sahip olmuştum. Ancak günümüzde kendi aileme bakıyorum. Dört kişilik bir ailede evdeki bu tür cihazların sayısından ben haberdar değilim şu anda. Bilgisayar ve bilgisayar niteliğine sahip cihazlardan haberdar değilim. Çocuğun ayrı bilgisayarı var. Şu anda düşünmem lazım size bu cevabı verebilmem için. Hal böyle olunca üç yaşındaki, beş yaşındaki çocuklarında bir kısım yeterliliklere sahip olduklarını görebiliyorsunuz. Bu da insanları yanlış yönlendiriyor. BÖTElinin vereceği eğitim sadece o beceri ile sınırlı zannediliyor. BÖTEli diyorum hani Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Eğitimi Bölümü mezunlarını kastederek. Fatih Projesi kapsamında da bu tür algılar insanları yanlış yönlendiriyor olabilir. Fatih Projesinin her aşamasında bizim mezunlarımıza ihtiyaç olacaktır. Oluyor da. Teknolojiyi kullanmanın önündeki engelleri kaldıracak olan sizlersiniz. Bu psikolojik faktörleri bile oradan kaldırma rolünüz, Fatih Projesi için öneminizi yeterince kanıtlıyor diye düşünüyorum.

Sizi BÖTE’ye yönlendiren sebepler nelerdi?

Aslında ben tam anlamıyla BÖTEli olamadım. Gönül isterdi ki lisans mezunu olayım. Tabi bizim zamanımızda BÖTE yoktu. Benim mezun olmama ramak kala 1998’de BÖTE bölümleri kuruldu. Ben 1999’da BÖTE’ye en yakın bir bölümden mezun oldum. Yani Anadolu Üniversitesi İletişim Bilimleri Fakültesi’ndeki bölümümüz eğitim iletişim ve planlaması, eğitimin sorunlarına iletişim ile çözüm bulmaya çalışan bir bölüm. Çoğu güzel şey gibi bu da yok oldu ülkemizde. Bu bölüm yok. Ama bu bölümde aldığım derslerden şu an da aklımda kalan bir kısım örnekler söyleyeyim. Öğretim Tasarımı, bizim bölümde aynen var. Öğretimsel Medya Tasarımı diye bir ders vardı. BÖTE de o dersin çok yakınları Öğretim Tasarımı, Öğretim Teknolojileri ve Materyal Tasarımı gibi dersler var. Mesela Eğitsel Fotoğrafçılık diye bir ders, şu anda BÖTE’nin müfredatında yok ama o imkânlar olmadığı için yok. Keşke olsa. Şimdi bu müfredat, o zamanlarda BÖTE’ye en yakın müfredattı. Bende eğitim teknolojisine ilgi duyan bir insandım. Burada Teknoloji Fakültesi olan Teknik Eğitim Fakültesine bağlı yüksek lisansımı eğitim teknolojisinde yapınca BÖTEli bir hocanın teşviki ve araştırma görevlisi kadrosu açılmasıyla oraya başvurdum. CV’mi göstermiştim ona. İlginç bir şey aktarayım burada da. Cv’mde de en düşük dersim harfli sistemde DC notu ile Öğretim Tasarımı dersiydi. Ama benim için de en değerli not oydu. Niye diyeceksiniz? Cv’mdeki en düşük not nasıl en değerli olur? Şöyle ki o dönem, Öğretim Tasarımı kitabının yazarı Ali Şimşek hocanın dersini alan öğrencilerden sadece üç kişi başarılı olmuştu. Notu FF olmayan sadece üç kişi vardı. Bunlardan ikisi DC ile geçen bizlerdik. Diğer arkadaşta BB gibi bir not almıştı. Yani ben bir dersten ilk üçe girdim ve notum DC oldu. En düşük not ile mezun oldum. Bu durum başvurumda problem olmuştu. İlgili hoca aldı, “Öğretim Tasarımı BÖTE için çok önemli ama bu senin en zayıf olduğun alan.” deyince ben; “Hocam aslında en yüksek not o” diyerek bu olayı anlatmıştım. Bazen sizin için olumsuz olan şeyler olumluya dönebiliyor. Ya da olumsuz gibi görünen şeyler olumlu sonuç verebiliyor. Tam tersi de olabiliyor. AA notunuz kıymetli olamayabiliyor. Ama benim yine çok şey kazandığım, çok şey öğrendiğim bir derste notum oydu. Bir sonraki dönem bu çözüldü ve  kalan arkadaşların hepsi hoca değişince yüksek notlarla geçtiler. Ama transkriptimizde DC notu var. Benim hayatımda transkriptim de en kötü gözüken o nottu. BÖTE ye geçişim işte böyle oldu. Araştırma görevliliği kadrosu açılmıştı. Ona müracaat ettim. O sırada zaten Marmara Üniversitesi bünyesinde idari personel olarak çalışıyordum. Oradan naklen bir atama gerçekleşti ve buraya girmiş oldum. Buraya girdiğimde de başka alan ve imkânlar çıktı. Hiçbir zaman düşünmedim. Yani farklı bir fakültede farklı bir alanda gidip hocalık yapma fırsatım tabi ki vardı. Ama hiçbir zaman aklımın ucundan geçirmedim. BÖTE beni tatmin ediyor. Buraya disiplinler arası bir bölüm diyebiliriz. Araştırma olanaklarımız çok boyutlu, çok farklı alanlarda araştırmalar yapabiliriz. Çok farklı şeyler ile muhatap olabiliyoruz. Hem sizler için öğretmenler olarak, hem biz akademisyenler için, BÖTE bulunmaz bir nimet diye düşünüyorum. Bütün bilimsel ve teknoloji ile ilgili yenilikler olsun ilk muhatap olan bölümler bizleriz. Dolayısı ile burada teknolojiye yakın olmak çok güzel. Cinsiyet faktörü de artık kırıldı ve değişti. Bu projeyi hayata geçiren üç tane bayansınız. Mesela bizim ilk mezunlarımızda kırk kişilik sınıfta yanılmıyorsam dört ya da beş tane bayan vardı. İlk yıllarda yüzde 10’una tekabül ediyordu. Dört, beş yıl böyle devam etmişti. Hani bayan işi erkek işi diye ayrılır ya. Teknoloji ve bilgisayardan uzak duruyordu o zaman. Şimdi bakıyorum bizim bölümlerde şu an da bayan oranı erkekleri geçti. Özellikle üç, dört yıldır yüzde elliden fazlasının bayan olduğunu görüyoruz. Bu sevindirici bir durum. Cinsiyetin burada ayırt edici bir rolünün olmadığını da görüyoruz. BÖTE’ye beni iten neden buydu. Ve burada hali hazırdaki pozisyonumdan da memnunum. İnşallah bölümümüzü kapatmazlarsa BÖTE’ye burada devam edeceğiz. Buradan emekli olmak gibi bir niyetim var. Kariyer değiştirmeyi düşünmüyorum. BÖTE aşığıyız. Öyle söyleyeyim.

"BÖTE de çalıştığım için yöneticilik işimin daha kaliteli olduğunu ve daha kaliteli sonuçlar ürettiğimi düşünüyorum."

ahmetarslan

Son zamanlarda birçok yerde yöneticilik yaptınız ve yapıyorsunuz. BÖTE’nin yöneticiliğe nasıl bir katkısı oldu?

İlginç bir soru. Yöneticilik benim hayatımın ilginç bir kırılma noktası. Yani hiç arzu etmediğin bir iş gelir sizi bulur derler ya işte o olur. Yöneticilikte hiç yeteneğim olmadığını düşündüğüm, yapmak istemediğim bir alan ama hep böyle birilerinin iteklemesiyle illa bu işi sen yapacaksın demesiyle yaptım. Bölüm başkan yardımcılığımdan tutun da üç yıl kadar Marmara Üniversitesi Rektörlüğünde Bilişim Koordinatörlüğü olsun ve hali hazırdaki dekan yardımcılığı görevim olsun hepsi yöneticilik unvanı taşıyan işlerdir. Bunların hiç biri kendi isteğim ile olmadı. Yani ben bunu istiyorum arzuluyorum demedim. Hatta ilk seferlerinde ben istemiyorum başkalarını uygun görün diye reddettim. Ama bu görevler geldi ve beni buldu. BÖTEli olmamın bunlara çok büyük katkısı oldu. BÖTE de bilgisayar ile ilgilenen insanların iletileri çok somuttur. Biz bilgisayarı anlayacağı dilden bir şeyleri yaptığımız için bu bize çok fazla çalışma disiplini kazandırıyor. BÖTE de yorumu, edebiyatı çok iyi olan insanlarla çok nadir karşılaşırız. Burada çok somut şeyler ile ilgilenen, girdileri ve çıktıları olan süreçlerle ilgilendiğimiz için yönetim kademelerinde de burada edindiğim disiplin, tecrübe bana çok büyük katkılarda bulundu. Yani bütüncül bakabiliyoruz. Mesela BÖTEli bir şeyin listesini yapar. Bir şeyin ortalamasına bakar. BÖTEli bir şeyin ihtiyaç analizini yaparken daha hızlı daha sonuç alıcı süreçleri bilir. Bu açılardan bana yöneticilik kademelerinde çok faydası oldu. Bizim eski tip yöneticilerimizin teknolojiden uzak durduğuna şahit oluruz. Bizde BÖTEden geldiğimiz için bu tür handikaplardan uzak yöneticilik yaşantımız oldu, olmaya da devam ediyor. Bunun avantajı bana çok oldu. BÖTE de çalıştığım için yöneticilik işimin daha kaliteli olduğunu ve daha kaliteli sonuçlar ürettiğimi düşünüyorum. Burayla tanışmasaydım, bu yönetim kademelerinde muhtemelen aynı kalitede ürünler üretemeyecektim diye düşünüyorum.

Lisans hayatınızda yaptığınız çalışmaları düzenli olarak(her sınıf sonunda) belirli bir düzen içerisinde sakladınız mı?

Kesinlikle evet. Yani bu belki kişilik özelliğidir diye düşünüyordum ama evet kısmen kişilik özelliği. Ben şu anda üniversiteye ilk girişimde ilk bilgisayar çıktısını sunan, kendi okuduğum yerde, kağıt üzerine print alıp sınıfa getirip bunu arkadaşlarıyla paylaşmış olan bir insanım. Bunu kendi grubumda ilk yapan kişiyim diyebilirim. İlk ürettiğim üründen başlayarak şu an da kendi arşivimi ben sizinle de paylaşabilirim. Şu anda bilgisayarımda üniversite birinci sınıfta yaptığım işi tutuyorum. Yine belki sizleri de muhattap etmişimdir. Kendi öğretim tasarımıyla ilgili, proje yönetimi ile ilgili kendi ürettiğim ürün soft olarak dahi duruyor. Hatta benzer bir projeyi buradaki dersimde, öğretim tasarımında yaptırıyorum. Kendi örneğimi de öğrencime sunuyorum. Bu da benim o yıllarda yaptığım şey diyorum. Bu beni çok mutlu ediyor. Bu bir kişilik özelliği olabilir mi diye düşünüyorum. Olabilir. Ben toplayıcı bir insanım. Evde, hanımla bile bu yüzden sıkıntı yaşayan bir insanım. Her şeyi tutma taraftarıyım. O da atma taraftarı. Eskiyen, kullanılmayan, giyilmeyen şeyleri atma taraftarı olan ben ise “Kalsın bir gün bir işe yarar.” deme taraftarıyım. Belki de bunun sonucu olabilir diye düşünüyorum ama size şiddetle bunu tavsiye ediyorum. Her ürününüzü depolayın. Depolamanın bir maliyeti yok çünkü. Ürettiğiniz şeyleri dijital ortamda tutuyorsanız eğer bunun hiçbir maliyeti yok. Eğer HD kalitesindeki videolar, ürünler değilse, bir tasarım ürünüyse, bir yazılımsa ya da mesela kağıt üzerindeki bir doküman ise, bir Word, excel belgesi ise bunları kesinlikle saklamanızı arşivlemenizi öneririm. Çünkü günümüzün saklama koşulları çok daha kolaylaştı artık. Yani bulut teknolojileri vs. var. Hiçbir şeyi taşımanıza da gerek yok. İnternete bağlı bir aygıt bulmanız sizin için yeterli olabiliyor. Ama çok ilginç örneklerle karşılaşabiliyoruz. Hali hazırda piyasada çok iyi ve özel bir üniversitede çalışan, benim de şahsi asistanlığımı yapan bir mezunumuzla konuşmuştum. Hiçbir ödevini tutmuyormuş. Ben çok şaşırmıştım da. Hatta kızmıştım ona. “Bunu böyle yapma.” Dedim. “Hayır hocam ben dersten geçtim. Bunun artık benim için bir önemi yok.” Dedi. Dersi geçtikten sonra ödevlerini silen çöpe atan bir arkadaş. Ben hatta şunu söyleyeyim. Sizden topladığım hiçbir şeyi de atmıyorum. Yani öğrencilerden aldığım hiçbir dokümanı da atmıyorum büyük oranda onları da saklıyorum. İlerde bir gün ihtiyacınız olursa bana sunduğunuz derslerde ki projeler benim arşivlerimde var. Onları bile atmaya kıyamıyorum. Bir şekliyle duruyor. Ben bunları tutuyorum ve sizin de tutmanızı öneriyorum.

İş başvurusu veya yüksek lisans başvurularında bu portfolyoyu kullandınız mı?

Bu benim şahsi olarak hiçbir işime yaramadı. Geriye dönüp sadece bir nostalji olarak bakıyorum. Çok iyi yaptığım kendi beğendiğim işlere tekrar tekrar zaman içerisinde göz gezdiriyorum. Onlara bakıyorum ama iş başvurusunda onlar işime yaramadı. İş başvurumu mezun olduğum zaman yapmıştım. Onda da sadece Cv’mi ve sadece başvuru mektubu göndermiştim. Yaklaşık 400 yere mektup yazmıştım o dönemde. “Niteliklerim ektedir, firmanızda bana uygun bir iş var mı?” şeklinde bir mektup yazmıştım. Zaten 400 yere mektup gönderdim. Üç, dört yerden red cevabı geldi. Onları da tutuyorum şu anda. O iş başvurularına beni kabul eden olmadı. Dönen cevaplar da hep reddi. Ama o red cevapları bile çok hoşuma gidiyor. Onları hala saklıyorum. Kaliteli üç, dört yerden bana dönüş oldu. “Nazik başvurunuz için teşekkür ederiz. Hali hazırda ihtiyacımız yoktur. İlerde ihtiyacımız olma ihtimaline karşın veri tabanlarımız da tutulacaktır.” Şeklinde bir cevapla dönmüşlerdi. Bu beni mutlu etmişti mesela. Çünkü muhatap alınıp reddedilmek bile bir seviye aslında. Kalan 390 küsürü ise beni muhatap bile almadı. Belki de mektubum orada yetkili birine bile ulaşamadı. Belki de bir yerde çöpe atıldı. Dolayısıyla iş başvurumda benim pek bir işime yaramadı. Ama sizin yarar. Ben kamuya geldim. En azından o dönemde kamuya alım sürecinde portfolyoya bakma vs. yoktu. Cv’ye bakıyorlardı. Cv’ye zaten yazıyoruz onları. Onların sözlü bir denetimi oluyor. Zaten alanında iyi bir insan ufak bir mülakat ile muhatabın ne yapıp ne yapmadığını çözebilir. Kamu da çok ihtiyaç olmuyor. Yani sizin için de olmayacak. Milli Eğitim Bakanlığına bir öğretmen olarak atanacaksanız, o portfolyoyu kimse getir demez size. O yüzden benim ihtiyacım olmadı diyorum. Yoksa çok değerli ve faydalı bir şey bunun tutulması lazım. Ben ihtiyacım olmadığı halde halen daha tutuyorum. Yaptığım her şeyi, her ürünü hangi formatta olursa olsun saklıyorum. Az önce size söyledim. Öğrencilerin tutmadıklarını da ben tutuyorum.

Akademik çalışma üslubunuz nasıl? Danışmanlığını yaptığınız öğrencilere neler tavsiye edersiniz?

Akademik çalışma üslubum, öncelikle ben samimiyete, yakın çalışmaya önem veren bir insanım. Üsluptan kasıt o ise eğer onu yapıyorum. Yani ben kendi tez öğrencilerim ile evimde sabahlamışlığım vardır. Ya da burada okul ortamında çok geç vakitlere kadar, mesai dışı vakitlerde zaman ayırdığım çoktur. Birlikte çalışırız. Özellikle akademik yaşantımda herhangi bir üreteceğimiz üründe ben danışılan değil bu işi ortak yapan rolüne bürünmüşümdür. Üslubum budur genel olarak. Bununda aslında beni zorladığını, vaktimi çok aldığını, beni yorduğunu düşünüyordum. Eskiden çokta enerjim vardı. Bunlara daha fazla vakit ayırırdım. Her bir sürecini takip edip birlikte yapan, birlikte çalışan, birlikte üreten biriyim. Yani benim şu ana kadar ürettirdiğim, danışmalığını yaptığım akademik çalışmalara baktığım zaman hemen hepsinde bu şekilde. Burada büyük oranda, şahsıma münhasır değil belki bu bölümdeki, çalıştığım arkadaşların birçoğunun da benzer davranışlar sergilediğini görüyorum. Onlar da, yap getir bakarım tadında değil de otur yapalım otur bakalım problem şu ise şimdi çözmeye çalışalım diyen insanlar. Burada tez yazan, tez öğrencisi kadar ya da akademik açıdan proje öğrencisi kadar hocalarında bu işe emek sarf ettiğini şahit oldum. Bundan pişman değiliz. Bu durum ürünün daha kaliteli olmasına neden oluyor. Artı öğrencilerin de bundan memnun olduklarını gözlemliyorum. Bu şekliyle çalışmamın olumlu pek çok dönüşüne şahit oldum.

Sizce BÖTE’den mezun olan öğretmenler teknik eğitim verebilecek donanıma sahipler mi?

Eğer donanımdan kastediyorsa, kesinlikle evet. Bizden mezun olan öğretmenler her şeyin eğitimini verebilecek donanımdalar. Bu soruya böyle bir cevap verilebilir. Bir defa öğretim tasarımını öğrenen bir insan yani konu uzmanı olmadığı bir alanda bile bir öğretimin nasıl tasarlanacağını bilir. Konu uzmanlarına danışarak bunu verir. Mesela donanım konusunda ve bir kısım mevzularda eksik olabilirsiniz ama BÖTEli bu eksiğini nasıl ve ne kadar hızlı kapatacağını da bilir. Yani kaynaklar belli. Bu devir öyle bir devir ki artık bilgi birinin cebinde değil artık. Herkese açık ve her yerde. İyi niyetle vakit ayıran, çalışan herkesin her şeyi öğrenebileceği bir ortamdayız. BÖTE’nin avantajı da bu. Bireyselleştirilmiş öğretim tekniklerini en iyi uygulayacak, eğitimin analizini en iyi yapacak, bir öğrenme problemine en iyi ve en hızlı çözümü bulacak branşsınız. Dolayısıyla teknik becerilerden kastı eğer yazılım ile ilgili bir problem ise, bir format atma ise ya da işletim sisteminde ortaya çıkan bir sorun ise bunları tabi ki yapıyoruz. Bunlar sıradan işler. Ama teknik beceriden kasıt ekran kartının bir devresinde problem varsa bunları çözer mi BÖTEli? ise, Hayır tabi ki. BÖTE’nin işi o değil zaten. O bambaşka bir iş ve onu başkaları yapacak. İlla onu öğrenmesi gerekiyorsa, BÖTEli onu da öğrenir. Ama bence öğrenmesine gerek yok. Donanım ile ilgili işleri teknik servis görevlileri zaten yapıyor. Ama diğer teknik işleri, bir yazılımın kurulumu, sürdürülmesi, bakımı vs. işlerini zaten BÖTEli den başka daha iyi yapabilecek bir öğrenci ben bilmiyorum.

Tecrübeleriniz doğrultusunda BÖTE öğrencilerine neler söylemek istersiniz?

Öncelikle, eğitim fakülteleri için söyleyeyim; çok kaliteli bir bölümde okuyorlar. Tabi ki çeşitli problemlerimiz var. İstihdam problemimiz var. BÖTElinin kendini tanıtma problemi var. Bunlara rağmen eğitim fakültelerinin hangi bölümü en iyisi derseniz, burası. Başka branşlar olabilir tabi ki. İstihdamın yüksek olduğu sağlık sektörü gibi şeyler, bir tıp fakültesi okuyacak öğrenci zaten BÖTE’yi büyük oranda tercih etmiyor. Ama bizim eğitim fakültelerini tercih etmiş, BÖTE’ye gelmiş bir öğrencinin, buranın nimetlerinden faydalanması gerekiyor. Şöyle ki biz birçok alanda derinlemesine olmasa da bilgi veriyoruz. Yani yazılımda da, ağ tasarımında da, proje yönetiminde de, mobil uygulama geliştirme de vs. de birçok alanda çok çok derinlemesine olmayan hatta yüzeysel kabul edilecek birçok alanda bilgi veriyoruz. Bunun büyük avantaj olduğunu düşünüyorum. Yani olaylara çok yönlü bakabiliyorsunuz. Kendi bir kısım potansiyelinizi keşfetme fırsatı sunuyor. Bu bana yatkın diyebileceğiniz şeyler çıkıyor karşınıza. Mesela Flash Uygulamaları dersini burada uzun yıllar ben verdim. Flash anlattım. Çok ilginç bir öğrencim vardı. Flash’ı sıfırdan o derste öğrendi. Yiğit, hiç unutmam. Ve arkadaş bir dönem benimle muhattap oldu Flash’a. Sonra bir dönem beni geçti Flash’ta. Artık bilgi açısından benim ona verebileceğim bir şey kalmamıştı. Ve mezun olduktan sonra Flash oyunları yazan bir arkadaş oldu. Yani o anda keşfetti bunu. Bu örnek gibi çokça örnek bulabiliriz. BÖTE’nin bu faydası var. “BÖTE’de biz yazılımı tam anlamıyla öğrenemiyoruz.” gibi itirazlar öğrencilerimizden duyuyoruz. Ama BÖTE’li, hatta bunun içerisine bütün üniversite öğrencilerini katabiliriz. Önceliklerini ortaya koyacaklar. Ve hali hazırdaki değerli niteliklerini, onun tespitini yapmalılar. Az önce söyledim. 21. Yüzyıl yeterlilikleri denilen bir kavram var. Bunun içerisinde iletişim becerileri üst seviyeye çıkıyor. İletişim becerisi deyince bugün İngilizce ön plana çıkıyor. İngilizce okuryazarı olmalı. İngilizce önemli. Bilişim okuryazarlığı çok önemli zaten buna sahipsiniz. Finans okuryazarlığına sahip olmak lazım. Proje geliştirme okuryazarlığı, buna sahip olacaksınız. Önceliklerinizi ortaya koyarak, önceliklerinizden başlayarak, en önemlisi hangisi ise ondan başlayacaksınız. Bana sorarsanız bugünün şartlarında yabancı lisan benim için en önemlisi. Yükselmek için akademik kariyer yapabilmek için ALES vs. türü sınavlar çok önemli. Şimdi bu önceliklerini arkadaşlar sıralayıp o önceliklerine göre hareket ederlerse çok değerli sonuçlar alırlar. Zaten bu konuyla ilgili bir pareto kuralı var. 80e 20lere şeklinde birçok bilim alanında da kabul edilen iktisattan çıkan bir kural. Şunu söylüyor özetle. En önemli yüzde yirminizi hallettiğiniz zaman bütün halletmeniz gerekenin yüzde seksenini halletmiş olursunuz diyor. Yani öncelik sıralaması yaptınız, 10 işinizden en önemli ikisini hallederseniz eğer, bütün halledeceğiniz sonucun, kazanacağınız sonucun yüzde seksenini aşabilirsiniz diyor. Dolayısıyla önceliklerimizden başlayalım. En önemli problemlerimiz ne ise onu keşfedelim. Üniversite mezunu, bugünün şartlarında yabancı dil bilmeyen bir arkadaş, kaliteli iş bulma konusunda zorlanacaktır. Bir yerde danışmanlık yapan bir arkadaşım beni arıyor. “Öğretim tasarımcısı arıyoruz.” Diyor. “Çok deneyimli olmasa da sizin işinize yarar, yetiştiği zaman işinize yarayacak arkadaş var” diyorum. “Yabancı dil, İngilizce bilecek.” diyor. Ama bulamıyoruz. Bakın Marmara BÖTE de İngilizceyi iyi seviyede bilen arkadaş yok. Arkadaşlar vaktin çok olduğu burada bunu halletse iyi olacak. 4 yıl boyunca sizlerin İngilizce mevzusunu çözmeniz lazım. Bu çok önemli. Akademik kariyer düşünüyorsanız ALES mevzusunu çözmeniz çok önemli. Akademik kariyer düşünmüyorsanız da ben yüksek lisans üst eğitimi tavsiye ediyorum. Çünkü artık akademik kariyer düşünmeseniz de ortamdan, bilgiden, yeni gelişmelerden kopmamak için en iyi ortam Lisansüstü öğrenci olmak diye düşünüyorum. Diğer mevzular ile ilgili de kendi potansiyelinizi, kendi ilginizi çekecek alanları keşfedip o alanlara yoğunlaşmanız lazım. Mesela Web Tasarımcısı sizin için uygunsa oraya, yazılım analistliğini çok iyi yapabilecek insanlar BÖTE öğrencileri oraya, öğretmenlik konusunda çok iyi bir öğretmen olmak istiyorsanız bu yönde yetilerinizi geliştirmeniz gerekir diye düşünüyorum.

Son olarak eklemek istedikleriniz var mı?

Subjektif gelebilir ama BÖTEli aşığı bir insanım. Çok iyi bir yerde okuyorsunuz. Benim tanıdığım kadarıyla bütün çevremdeki insanları baz alarak söylüyorum bunu, hocalarınız çok iyi, faydalı olmak isteyen samimi insanlar. Öğrencilerimiz yine çok değerli insanlar. Siz artık dördüncü sınıfa geçtiniz. Kaliteli bir yeri okuduğunuzu düşünüyorum. Özellikle sizleri bu proje kapsamında tebrik ediyorum. Kaliteli bir ürün ortaya çıkardınız. Bunu sürdürün. Sürekliliğini sağlayın. BÖTE; on numara beş yıldız derler ya hani öyle bir bölüm. Burada olduğumuz için şanslıyız. Sizler Lisans eğitiminizden dolayı daha temelden BÖTElisiniz. Bizler sonradan BÖTE’ye dahil olan insanlarız. BÖTE değerli bir alan. İnşallah bu alanın ortadan kalkmasına, yok olmasına önemini kaybetmesine yönelik adımlar başarısız kalır diye dua etmekten başka bir çarem yok şu anda. Değerli bir bölüm bunun kıymetini bilelim. Ülkemiz, vatanımız, bölümümüz, ailemiz ve toplumumuz için çalışmaya devam diyorum. Sizlere tekrardan teşekkür ediyorum.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir